Kedi

Kedi Güncesi 1: Uzakta Bir Kedi

handegokce
Yazar: handegokce

 TO MY BELOVED CAT

Saat sabah 5.00. Eşimle balkondan bakıyoruz. Küçük,tüylü, kara bir kedi çöplüğün kenarında bir şeyler yiyor. Birbirimize bakıp dudak büküyoruz. 2 sene öncesine dönüyoruz…

İki yıl öncesine kadar kedileri sadece kedi gif ve fotolarını ‘like’layacak kadar seviyordum. Benim aksime ise eşim her zaman tam bir kedicidir. Sokaktan kurtardığı 2 kara kediyi biz evlendikten sonra annesine vermek zorunda kalsa da her sokak kedisi onun için zorunlu okşanacaklar listesindedir. Her neyse, burada önemli olan ve anlatılması gereken benim değerli miyavım ve ona nasıl aşık olduğumdur. Bu yüzden yine en başa dönelim.

Serin bir sonbahar günü eşimle işe gitmek için evden çıkmıştık. Arabaya varmak üzereyken dışarı atılmış eski bir koltukta bir tüy topağı gördüm. Eşime “Aaaa!” demeye kalmadan o gri kırçıllı topak aniden uyanıp minik minik ama acı acı miyavlayıp yakamıza yapıştı(!) Hem yüzümüze bakıyor hem hiç durmadan miyavlıyordu. Eşim hemen arabadan kedi maması getirdi küçüğe. Arabalar ezmesin diye dua ederek gittik o gün işe. Ertesin gün yine işe giderken arabanın altında bir şey gördüm. Eğildim ve bizim tatlı pisimizin bir yün yumağı bulup gece onun üstünde uyuduğunu gördük. Ne şans! O gün yine beslendi kerata. Ve hikayemiz başlamış oldu. Bu aç kediye de Tontuş dedik.

Günler ve haftalar geçtikçe Tontuş un bir kardeşi olduğunu öğrendik. Yolun karşısında da yeni doğum yapmış bir kara kedi vardı. Bizimki de biz mama verdikçe arsızlaşmış, bizi eve kadar takip eder olmuştu. Çoğu zaman önce kendini sevdiriyor, sürtünüp duruyor sonra mamaya koşuyordu.Kardeşi ise onun aksine çok ürkekti, mama yemek için bizim ayrılmamızı bekliyordu. Öğlen ve gece kardeşiyle birlikte uyuyorlardı,yin yang gibi. Aylar geçti, bahar geldi. Bizim minnoşlar whiskaslarla büyümüş 5-6 aylık olmuşlardı. Tontuş hepsinden iriydi. Mahallenin diğer kedileri de oraya buraya bıraktığımız kuru mamalardan nasiplenmeye başlamışlardı.

Kedi

Tontuş ve kardeşi

Artık Tontuş ve arkadaşları sabah apartman kapısında bekliyor, kahvaltılarını yapıp öyle başlıyorlardı güne. Bir gün, hiç unutamam, mama bitmişti. Yağmur yağdığı için aşağıdaki market de açılmamıştı henüz. İşe giderken bir süre beni takip ettiler. Yola çıkmalarından korkup pist pist deyip durdurdum onları. Biraz ilerleyip dönünce o iki kedinin yan yana yağmur altında bana baktıklarını gördüm. Hiç bu kadar içim acımamıştı sanırım. Üzüntüden nasıl ders anlattığımı hatırlamıyorum. Okul yakındı çok şükür.Zil çalar çalmaz koşa koşa markete gidip salam aldım. Çöpün yanında duran kuzularımı besledim,sevdim. Diyordum ki içimden beni sevmese bile ne olur ki, benim onu sevmeme izin versin yeter…

Kedi

kapı bekçilerim:) at breakfast

Bizim bu aniden başlayan kedi beslemelerimiz, bahçe katında oturanlar ve nehayvanneinsanseverlerin de hemen ilgisini çekti. Bir sabah yine işe giderken orta yaşlı bir teyze balkona çıkıp “Siz bunları besliyorsunuz ama…” diye başlayıp kustu bütün kinini. Sustum. bir şey demedim. Duymak istemeyene hiçbir şey anlatamazsınız. O kulaklarını zaten tıkamış, kapıyı çarpıp girmişti. Anlayacak olsa ben de söylerdim birkaç şey. Derdim ki ,”Sen de şu zavallılara bir kap su koyma ama o balkonunu her gün kıçını domalta domalta yıka, sonra da bu hayvancıklar senin o balkon suyunu içsin. Sen böyle mutlu olursun çünkü” bir de derdim ki, “sen bu kediciklere hem mama verme hem mama verenlere de kızacak kadar küçül. Sen tok yat yeter ki, onlar senin çöpünü yerler…”

Canım kedilerimin düşmanı çoktu velhasıl. Tekme atanlar, kuyruk kesenler. Ama en acısını henüz yaşamamışız biz. O günü anlatmak istiyorum ki belki acımız azalır.

Eşimle bir haftasonu arabayla gezdikten sonra evin önüne gelmiştik.Küçük Kara ve ailesi yolun karşısında, Tontuş ve kardeşi bizim tarafta miyavlamaya başladılar. Ben de o heyecanla mamaları çıkarıp önce bbizim tarafa koydum ki bizimkiler yola çıkmasın. Tam karşıya geçiyordum ki bir araba hızla seçim konvoyundan ayrılıp bizim sokağa girdi. Kara kediler yola çıkmasın diye hemen geçtim karşıya. Meğer arkamdan bir tanesi de atlamış. Bunu farkedince arabaya elimle dur işareti yaptım. Aracın içindeki adam beni görünce bir an durdu sonra gaza bastı ve çekip gitti. O anı anlatmak çok acı. Güzel pisim saniyeler içinde can verdi. Bağırdım,çağırdım,küfrettim ama… Hangi kedi olduğunu bile anlayamadım o an. Meğer Tontuş ‘un kardeşiymiş. Tontuş’u aldım kucağıma, baktım gözlerine, şaşkın şaşkın yerde yatan kardeşine bakıyordu. Tontuş o gece ilk kez yanlız uyudu. Arabasının arkasında Rabia işareti olan, uzaklarda tanımadığı bir kızın güya yasını tutan adamsa kedimi öldürüp basıp gitti.

Haftalarca kendimize gelemedik. Bunları yazmak ve böylece anlatabilmek bile içimi çok yakıyor. 3-5 ay sonra oradan taşınmak zorunda kaldık. Sonraki bir yıl ise komşumuz Esen Abla’ya mama gönderdik beslesin diye. Sonra onlar da taşındı. Evde muhabbet kuşumuz olduğu için alamadık Tontuş’u yanımıza.Şimdi boğazımızda düğüm ve bir kaç güzel anı kaldı bize:

İşe gitmek için dışarı çıkıyorum ve kediler beni bekliyor kapıda. Mamalarını koyup ayrılıyorum. Biraz sonra pıtır pıtır bir ses arkamda: Tontuş! Gelme diyorum,pist,git! Yok geliyor yine. Eve dönüp salam koyuyorum önüne. Yok! Bakmıyor bile. Neymiş benimle gelecekmiş…

Kedi

tontuş ve ben

Şimdi bir apartman dairesinde , tecrit edilmiş,kuşlar bile konmasın diye duvarlarına  tel çekilmiş sitelerimizde oturup ‘bin’yıllar önce  evcilleştirdiğimiz hayvanlara çöpleri karıştırıyorlar diye tiksintiyle bakıyoruz,ne acı!

Bu sırada çöplüğün başındaki küçük kara kedi başını yediği şeyden kaldırıp geriniyor. Patisini yaladıktan sonra küçük kıçını dönüp yandaki çöp tenekesine yol alıyor.

Yazar Hakkında

handegokce

handegokce

Yorum Yaz