Kitap Yazar

Eşekarısı Fabrikası

handegokce
Yazar: handegokce

 

 BANKS VE RAHATSIZ EDİCİ BİR ROMAN: EŞEKARISI FABRİKASI

Bana bakınca 3 kişiyi öldürdüğümü asla anlamazsınız ; haksızlık bu!

FRANK

Çağdaş İngiliz romanlarından Eşekarısı  Fabrikası, İskoç yazar Iain Banks ‘in ilk romanı ve bana göre en güzeli. Bu kitabı kendimce ele almamın birkaç sebebi var aslında.Bunlardan biri; kitabı okumayı düşünüyorsanız ertelemek zorundasınız zira kitabın yeni baskısı yok. Ayrıntı yayınları ne niyetle olduğunu anlamadığım biçimde yeni baskı çıkarmayı reddediyor. Ya kitabın orjinalini reader ınızla  okuyacaksınız ya da bulabilirseniz sahaflardan 5 katı fiyatla alacaksınız.Ama kitabın pdf versiyonunu  şuradan indirebilirsiniz. Tabii dili İngilizce. Bizde çok bilinmese de roman oldukça önemli bir yere sahip . The Independent’a göre roman 20. yüzyılın en önemli yüz romanından biri. Ancak kült sayılan bu romanın değerinin anlaşılabilmesi uzun süre almış. Hatta dönemin gazeteleri pek de iyi şeyler söylememişler ilk baskı için;

‘No masterpiece and one of the most disagreeable pieces of reading that has come my way in quite a while… Enjoy it I did not’ – Sunday Telegraph

Kitaba geçmeden önce sevdiğim yazarlardan olan Iain Banks’in hayatına da bir göz atalım istiyorum.

“You need to read more science fiction. Nobody who reads science fiction comes out with this crap about the end of history”

IAIN BANKS

 

Eşekarısı Fabrikası

 Iain M. Banks  için çoğunlukla bilim kurgu yazarı diyebiliriz. Bilimkurgu olmayanlarda göremeyeceğiniz bir “M.”  ile.  Ya da bir ara kullandığı takma adıyla John B. Macallan-en sevdiği iki içkinin karışımı: Johnnie Walker Black Label +The Macallan Single Malt. Times a göre ’45 den beri en iyi 50 İngiliz yazardan biri.İrlanda Özgürlük Hareketi destekçilerinden biri. 150.000 poundluk lüks araç koleksiyonuna sahip yazar, bir süre sonra hepsini satıp acil durumlar için alınmış bir Toyota yaris ‘e kalıyor. 59 yaşında yeni kitabını tamamladıktan sonra aramızdan ayrılan yazar,ölümü için  şu sarsıcı mektubu yazmış:

yazını orjinali şurada.

Resmen çok keyifsizim. Safra kanalı tıkanıklığı nedeniyle maruz kaldığım sarılık hastalığım bir dizi ameliyat sonrasında tedricen iyileşiyor, ama—ortaya çıktı ki—sorunlarımın en küçüğüymüş bu. Ocak ayında vücudumda bir yara belirdiğinde önce bir şeylerin ters gittiğinden kuşkulansam da bunu ayın başında yazmaya başlamış, dolayısıyla bütün gün günü klavyeye çökmüş olarak geçirmeme bağlayıp görmezden gelmiştim. Yara şubat ortası itibariyle hâlâ geçmeyince başvurduğum pratisyen hekim sarılık teşhisi koydu. Kan testleri, ultrason taraması ve müteakip bir tomografi, mart ayının başında tüyler ürpertici gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koydu. Kanserim. Safrakesemde başladı, karaciğerimin her iki lobuna, ve muhtemelen pankreasıma ve bazı lenf bezlerine yayıldı. Ayrıca aynı hacimdeki bir grup ana kan damarının çevresinde bir tümör oluşmuş durumda ki bu da uzun ya da kısa vadede tümörlerin alınmasına yönelik bir ameliyat ihtimalini ortadan kaldırıyor. Uzun lafın kısası, korkarım safrakesesi kanserinin son aşamasında bir hasta olarak artık “üç-beş aylık” bir ömrüm kaldığı düşünülüyor, bir yıldan daha fazla yaşamam ise hemen hemen imkânsız. Hâliyle “The Quarry”,  benim son kitabım olacak gibi görünüyor. Sonuç olarak daha önce planlanmış kamusal etkinlikleri iptal ettim ve hayat arkadaşım Adele’e beni dul eşim olarak onurlandırmak isteyip istemeyeceğini sordum (kusura bakmayın—tatsız mizahın bize iyi geldiğini keşfediyoruz). Bu süre bittiğinde evli ve kısa bir balayına çıkmış olacağız…

IAIN BANKS

 

 

Eşekarısı Fabrikası

Kitabın kahramanı ve anlatıcısı 16 yaşındaki kadın düşmanı Frank, yanlız ve  babası tarafından hayattan tecrit edilmiş bir ergendir. Kitap boyunca babasının tuhaflıklarını, kaçık abisinin yaşadıklarını ve kendi planladığı masum(!) cinayetleri anlatır.

Roman,Teneke Trampet ve Sineklerin Tanrısı ile kıyaslanır pek çok bakımdan. Ancak bana göre The Catcher in the Rye tarzı da denebilir. Kimileri tarafından Bildungsroman sınıfına da sokulan kitap, başarısını şok edici finaline, nefes kesen ama bir o kadar da rahatsız edici olay örgüsüne ve içiçe geçmiş karmaşık monologlara borçlu bence.Sakin, sade bir anlatımla olaysız geçen günlerin sonunda vurucu bir darbe ile biten roman için verebileceğim tek spoilerı da vermeyip okumanızı diliyorum.

Daha fazla detay, özet ve sembol analizi için şuraya bakabilirsiniz.

P.S:Bu arada eşekarısı fabrikasını hayalinde canlandıramayanlar için gerçeğini yapmışlar: bkz.

 

Yazar Hakkında

handegokce

handegokce

Yorum Yaz