Gezi Sanat

Köylü Ekrem Laodikya’da

handegokce
Yazar: handegokce

Sanat yaşamdır, ama bir başka ritimde.

                                                                                   Muriel Barbery

Laodikya’da güneşli bir sabah. Ekrem, hava aydınlanmadan çoktan uyanmış. Zaten uyumuş olduğu da söylenemez. Geçen haftaki depremin ardından kimse pek uyuyamıyor o günlerde. Konsilin toplanmasına sayılı günler kala İmparator her şeyin mükemmel olmasına dikkat ediyor. Ekrem yeni eseri için son dokunuşları yapıyor. Kendinden emin ve gururlu. Oldukça da saygı görüyor. Hatta merkezdeki kilisenin dekoru için fikri alınmıştı bir yıl önce. Şimdi ise Vaftizhane için görevlendirilmeyi umuyor. Yaşam olanca sıradanlığıyla akıp gidiyor. Laodikya’da yaşam,  körüne bir uğraş değil o günlerde…

Günümüze dönüyoruz. Laodikya… 12 kilise, 5 agora, 4 hamam, 2 tiyatrosu, meclis binası ve Dünya’da özgünlüğü bozulmamış en eski kilise yapısıyla  Anadolu’daki en büyük metropol. Hristiyanlığı serbest bırakan Constantinus döneminden kalan ve  Laodikya Konsili’nin yapıldığı Kutsal Haç Kilisesi’ne ev sahipliği  yapan uygarlık. Vatikan’dan 1400 yıl daha eski…

Köylü Ekrem Laodikya

Sanat ve dokuma Tanrıçası Athena’nın 800 yıllık başının, nar horoz, leopar, patlıcan kabartmalarının ve 1500 yıllık kumaş parçalarının gün yüzüne çıkarıldığı topraklar…

Laodikya

Binlerce yıl önce yaşayan insanın sahip olduğu bu estetik kaygıyı, miras bırakma çabasını, üretimin engellenemez içgüdüsünü ve güzele düzülen gazelin tınısını biz hangi yüzyılda kaybettik acaba? Ekrem o yüzyılda yaşasaydı sıradan bir insan olacakken bu yüzyılda neden kendini garip hissetmek zorunda ya da biz onun bu yönelimini niçin yadsıyoruz? Ekrem kim mi? Ekrem Laodikya’ da saygın bir heykeltraşken Türkiye’de sıfatı Köylü olan bir Ekrem. Kendini ve yaptıklarını şöyle tanıtmış hala izlemeyenler kaldıysa :

Bu video yıllar önce Anadolu Üniversitesi’nde okuyan bir grup öğrencinin mezuniyet projesi olarak çektikleri yayınlanmayan bir belgeseldi. Yıllar sonra yayıncıların bilgisi haricinde Youtube ‘a koyulan video Türkiye’de izlenme rekorları kırar. Ekrem’in dayatılan normları yeniden yorumlayan üslubu izleyenlerin kafasında bir el bombası gibi patlar. Sistemin verdiği kağıda ihtiyacı yoktur onun. Tebrik, onay beklemez. Üretir ve böyle varolduğuna inanır. Yapılan yorumlar ve gördüğü ilgiye şaşıran Köylü Ekrem bir açıklamada bulunur bunun üzerine:

” Tanıdıklarım beni arayıp bilgilendirdiler açıklama yapmak zorunluluğu duydum. Söz konusu görüntüler Anadolu Üniversitesi ve öğrencilerinin ürünüdür. Medya için yapılmamıştır. Ekipten hala görüştüğüm Güray Varol’a akademik çevrede kalması koşulu ile olur demiştim. Yaptıklarım halkın huzuruna çıkacak kadar iyi değil, birer denemeydi. Anadolu Ünversitesi’nin ve benim haberim olmadan iyi niyetli olduğunu düşündüğüm birileri tarafından internete koyulmuştur.

Rahatsızım. Utandım, yüzüm kızardı ve uyuyamadım.

Önce heykeltıraşlardan, sonra halkımdan özür dilerim.

İşlerim, heykel değil, ’heykel denemeleri’’dir. Bilinsin.

Hak etmediğim övgülerde bulunmuş, lütfetmişsiniz. Teşekkürler.

Hak etmediğim övgünüzü alıp, kabul edersem, size borçlu kalırım.

Bu film bende yok.

Bana bu film verildiğinde istemedim. ’Ben zaten o avareyi tanıyorum, filme ne hacet’ demiştim.

Hiçbir denememde imzam yok.

Benlik derdinde değilim.

Benim, güzel insanlarımla bağlantım, sunmaya çalıştıklarım, basit işlerimdir.

Benden size bir hediye. (Hediyenin kötüsü olmaz, lütfen kabul edin)

Adımla ve rahatsız edici görüntümle sizi üzmek istemezdim, özür dilerim.

Olgun bir insan Başhekime o cümleyi kullanmazdı.

Meraklısına: Şu anda: Günde ortalama doğaya yüküm elli Türk Lirası, elli liralık iş üretmeye çalışıyorum.

50-50=0 Hesap ortada.

Yanlışlarım doğrularımı götürdü. Geriye kalan kocaman bir sıfır.

Evet; hak etmiyorum. Önce insan olunur sonra sanatçı.

Saygılarımla;

Ekrem.”

Şimdi ben onu ve düşüncelerini iyi-kötü eleştirecek kıymette bulmuyorum kendimi ancak böyle insanların kendini gerçekleştirme yolunda, dışlamak zorunda kaldıklarına ve reddettiklerine  karşı ona bir özür diletmek zorunda mıyız cidden? Onun aydınlanma süreci bizim yeni masturbasyon objemiz mi olmalı?

Geçtiğimiz Şubat ayında Urla’da bir sergi açmış Ekrem Öztürk. Urla’dan topladığı doğal taş ve atık ağaçlarla yaptığı heykelleri sergilemiş. ‘Geyik, Hamile, Uçma Arzusu ‘ gibi adlar verdiği eserlerinin hammaddesini inşaat taşları, ağaç parçaları ve yerel kayaçlar oluşturuyormuş. ‘Sizin basıp geçtiğiniz, bir kenara attığınız taşları, ağaçları ben gözünüzün önüne getiriyorum.’ diyor Ekrem Öztürk.

Bilge Baykuş - Ekrem Öztürk

Ayrıca internette ona ait olduğunu düşündüğüm bir sitede eserlerinden örnekler var. Bkz. Ancak onunla iletişime geçilebileğini pek mümkün görmüyorum. İnegöl’deki köfte ve sandalye, selfie çeken şehzade ve son olarak Rize’deki çay bardağı heykellerinin revaçta olduğu günümüz Türkiye’sinde de zaten ona yer olduğunu pek sanmıyorum.

 sources: köylü ekrem.net , arkeoloji haber,  egoistokur

Yazar Hakkında

handegokce

handegokce

Yorum Yaz