<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kedi | Kedi Güncesi</title>
	<atom:link href="https://kediguncesi.com/category/kedi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kediguncesi.com</link>
	<description>Hande Gökçe</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2021 10:05:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Midsommar</title>
		<link>https://kediguncesi.com/midsommar/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/midsommar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2021 10:03:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=1126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba Kedi Günce&#8217;m; Dijital Günlüğüm, Haziran ayının ortasını geçtik. Hava yeni yeni ısınıyor. Çok sevdiğim birinin doğum günü yaklaşmakta. İdil büyüyor. Ben büyüyorum. Her 33 yılda insanın yeniden doğduğunu okudum bugün. Her yıl başka bir Hande &#8216;ye evriliyorum. Bunu seviyorum. Bu yıl 2 kedi getirdi Ferhat eve 1 tanesi öldü, biri sahiplendi. Aşağıda 4 yavru [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/midsommar/">Midsommar</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Kedi Günce&#8217;m; Dijital Günlüğüm,</p>
<p style="text-align: justify;">Haziran ayının ortasını geçtik. Hava yeni yeni ısınıyor. Çok sevdiğim birinin doğum günü yaklaşmakta. İdil büyüyor. Ben büyüyorum. Her 33 yılda insanın yeniden doğduğunu okudum bugün. Her yıl başka bir Hande &#8216;ye evriliyorum. Bunu seviyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yıl 2 kedi getirdi Ferhat eve 1 tanesi öldü, biri sahiplendi. Aşağıda 4 yavru doğurdu Karpati. 3 ü halen yaşıyor. Hatta annesi bıraktı artık onları.</p>
<p style="text-align: justify;">İdil okula başladı. Emmeyi kendi isteğiyle bırakabildi. Kendi uyumaya başladı. Kitaplara çok düşkün. Roald Dahl&#8217;ın Cadılar kitabını okuduk, filmini izledik. Charlie&#8217;nin Çikolata Fabrikası ve Matilda&#8217;yı da çok beğendi. Artık birlikte film izleyebiliyoruz. Benim çocukken izlediğim filmleri onun da beğenmesi hoşuma gidiyor. Paulie bunlardan biri. Benim okuduğum kitapları da okuyabilsin diye saklıyorum romanlarımı da. 10 yıl sonra ne kitap kalacak bu ülkede ne de kalanları alabilecek para diye tahmin ediyorum. İdil; güzel çoban şiirim, aşk&#8217;ım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yıl her şeyi düşünüp hatırlayacak zaman bulabildim. İzlediğim güzel bir filmde &#8216;I maybe spent most of my life just remembering&#8217; diyordu. Buna son iki yıldır ara vermiştim. Devamında &#8216;what&#8217;s remembered lives&#8217; diye de ekliyordu kadın. Hatırlanan şey yaşamaya devam eder.  Eski arkadaşlarımla iletişim kurabildim. Onları unutmamış ama düşünmeye ara vermiştim, bilinçsizce. Onlara şunu diyebilmeyi çok isterdim: Bütün kibirlerim, kıskançlıklarım, hırslarım ve inatlarımdan arındım. Mutlu olmanız beni mutlu ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Güzel filmler izledim. Mon Roi, The Sound of Metal beni büyüledi. Parasite, Nomadland, Shiva Baby&#8217; yi eğlenerek izledim. Veba Geceleri ve Frans de Waal okudum. Frans de Waal&#8217;ın kitabı, evrimsel süreçte sosyal yapımızın nereden nereye geldiği bağlamında ve kendimi dünya üzerinde insan ve kadın rollerinde nereye koymam gerektiği konusunda beni çok etkiledi. Cinsel yönelimlerin ve ilişkilerin doğal yönünü anlamama çok katkı sağladı. Neyin doğal olduğu konusunda beni oldukça ikna etti. Bu arada İtalyanca öğrenmeye başladım. Daha çok şarkı dinlemeye başladım. Neyi istediğimi ve istemediğimi daha iyi biliyorum.</p>
<p>Buradayım, burada olmak benim seçimim olabildi sonunda. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nru6qlw43m1ry1imto1_500.jpg" rel="lightbox[1126]"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-656" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nru6qlw43m1ry1imto1_500-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nru6qlw43m1ry1imto1_500-300x300.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nru6qlw43m1ry1imto1_500-150x150.jpg 150w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nru6qlw43m1ry1imto1_500.jpg 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/midsommar/">Midsommar</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/midsommar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Kitapları</title>
		<link>https://kediguncesi.com/cocuk-kitaplari/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/cocuk-kitaplari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2021 19:32:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=1101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni yılın başlamasıyla soğuk günlere doğru da giriş yaptık bu yıl. Aynı zamanda apartmanımızın girişinde beslediğimiz iki kardeş kediden birine coronadan ötürü veda ettik. İdil ve babası kediyi veterinerden almak için gittiklerinde İdil ilk kez ölümle karşılaşmış oldu. &#8220;Öldü gitti, annecim&#8221; dedi İdil. Sesinde hiçbir duygu yoktu. Havaya uçtuğunu söyledi. Veterinerdeki diğer hayvanlar daha çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/cocuk-kitaplari/">Çocuk Kitapları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yeni yılın başlamasıyla soğuk günlere doğru da giriş yaptık bu yıl. Aynı zamanda apartmanımızın girişinde beslediğimiz iki kardeş kediden birine coronadan ötürü veda ettik. İdil ve babası kediyi veterinerden almak için gittiklerinde İdil ilk kez ölümle karşılaşmış oldu. &#8220;Öldü gitti, annecim&#8221; dedi İdil. Sesinde hiçbir duygu yoktu. Havaya uçtuğunu söyledi. Veterinerdeki diğer hayvanlar daha çok ilgisini çekmişti. Ameliyat olan kediler ve o ortam daha çok aklını meşgul ediyordu. &#8220;Doğanın kanunu&#8221; diyerek ona başka çok kereler diğer hayvanların birbirini yemesi gerektiğini anlatmıştık, ama ölümü değil. Onun için daha dramatik olur zannediyordum ama ilginçtir ki olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu olayı takip eden haftalarda Şirinler&#8217;i izlerken eski- belki 20 yıl öncesinde çekilmiş bir bölümünde, Şirine&#8217;nin faresi Cızırtı da hayatını kaybetti. Şirine çok ağladı ve üzüldü ancak Şirin Baba gayet açık bir dille ölümün herkesin başına geleceğini ve bunun bir doğa kanunu olduğunu söyledi. Bu bölümü birlikte izlerken hiç müdahale etmedim. Şirin Baba söylenecek her şeyi söylemiş İdil de hiç yadsımamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdiki çizgi filmler ve kitaplarla kıyaslarsak bu bölüm inanılmayacak derecede gaddar ve pedagojik açıdan uygunsuz. Ancak bir o kadar da şimdiki kitaplardan daha hayata bağlı, bu yüzden şunu düşünmeden edemedim ; çocuklarımızı böylesine izole bir duygu çerçevesinde yetiştirmek ne kadar doğru?</p>
<p style="text-align: justify;">Einstein, çocukların hayal gücü için peri masallarının öneminden bahseder. Peri masallarını bilirsiniz; ölüm ve yaşam, kötüler ve iyiler içiçedir. Zalim ve dehşet verici olaylar yaşanır. Çocukken bu masallardan ben de çok okudum. Ancak derinlemesine üzüldüğümü hatırlamıyorum. Hatta aksine hiçbiri beni okuduğum ilk ve tek Ömer Seyfettin kitabı kadar çocuk kalbimi üzüp yaralamamıştır. O günden sonra Türk yazarların kitaplarını okumaktan çocuk aklımla bile imtina ettim. Yabancı kitaplarda anlamını veremediğim bir çekicilik, mutluluk ve huzur varken, Türk yazarların kitapları beni boğuyordu. Bugünün hayat gerçeklerinden arınmış medyalarıyla Kemalettin Tuğcu kitapları arasında bir orta yol olmalıydı. Kitap seçiminin ne denli önemli olduğuna dair çok düşündüm. Şimdi İdil için de &#8216;çocuk kitapları seçerken nelere dikkat etmeliyim&#8217; e dair bir kaç madde yazmak istiyorum.</p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul style="list-style-type: circle;">
<li style="text-align: justify;">Çocuk kitapları seçerken ben yabancı kitaplara öncelik veriyorum. Kimin ne düşündüğü konusunda hiç kafa yormadan söyleyebilirim ki yabancı yazarların pedagojik olarak yazdıkları kitaplar, seçtikleri cümleler, kitaplarında kullandıkları context çocuklar için çok daha uygun. Kabul edelim ki yaşadıkları hayat ve aldıkları eğitim bizim çok ilerimizde. Elbette ki harika Türkçe kitaplar da var. Ancak bizdekilerin aksine yabancı kitapların içeriğine bakarsanız çok ciddi yol ve yöntem izlediklerini görebilirsiniz. Benim en çok dikkatimi çeken husus; bir  Türkçe çocuk kitabında temel amacın çocuğa illa ki bir ders vermek olduğu. Bu kitapların öylesine ruhuna işlemiş ki hikaye mutlaka bir kötü davranış içeriyor. Bundan kötü bir sonuç çıkıyor. Çocuk bundan bir ders alıyor. Bu ders birçok kez tekrarlanıyor. Çocuğun bu dersi anladığından emin olunduktan sonra araya başka nasihatler de sıkıştırılıyor. Ne kadar sıkıcı değil mi? İzlediğiniz her Türk çizgi filmine, çocuk kitabına bakın. Böyle bir yol izlediğinden adım gibi eminim. Oysa bir Julia Donaldson kitabını ele alalım. Kahramanın başından türlü olaylar geçer ancak çocuğun bu hikayeden alması gereken bir ders yoktur. Sadece yaşamdan bir kesit ele alınır. Ne doğru vardır ne yanlış; ne haklı ne de haksız. Eğlenceli olan yoldur, yolda başına gelenlerdir. Yolun sürprizleri veya sıradanlığıdır, çizimlerin güzelliğidir&#8230; Çocuk kitabı okur ve tatlı uykulara dalar. &#8220;Hımm, ben de bu dersi aldım artık böyle davranmayayım&#8221; demez.</li>
<li style="text-align: justify;">Yabancı ya da yerli kitaplar farketmeksizin dikkat ettiğim diğer bir husus somut ve soyut kavramların çocuğun yaşına uygunluğu. Kitap fazlasıyla soyut ifadelerden, duygulardan ve düşüncelerden bahsediyorsa üstünde hangi yaş için uygun olduğunu yazmasına bakmaksızın satın almıyorum. Eğer almışsam sadeleştirerek okumaya gayret ediyorum. Çocuğunuzun dil gelişiminin zihinsel gelişiminden önde olduğunu unutmayın. O size bir çok şeyden bahsedebilir. Ama bu onun bunları sadece bir papağan gibi ezberlemiş olabileceği gerçeğini değiştirmez.</li>
<li style="text-align: justify;">Küçük yaş gruplarında görselleri bol kitaplar elbette tercihimdir. Ancak koca iki sayfaya tek bir cümle yazan kitaplara da asla prim vermiyorum. Bu bir çeşit kazıktır!</li>
<li style="text-align: justify;">Tekrar ve ritim duygusu küçük çocuklarda öğrenmeyi her zaman hızlı ve eğlenceli bir hale getirir. Bol tekrar cümleleri içeren kitaplar -özellikle İngilizce öğretiminde tercihimdir. Three Little Pigs kitabında olduğu gibi aynı olay 3 kez tekrarlanır ve aynı ifadeler kullanılırsa bu cümleler akılda çok daha iyi kalır.</li>
<li style="text-align: justify;">Ben 3 yaşına dek aldığım kitapların çoğunda, ona uygun değilse  metne bağlı kalmadan hikayenin aslına sadık kalarak cümleleri İdil&#8217;in seviyesine uygun hale getirerek okudum. Bazen sevdiğimiz bir sayfada görsellere bakarak çok uzun süre geçirebiliyorduk. Küçücük bir salyangoza dakikalarca baktığımızı, kendi içinde ona bir hikaye uydurduğumuzu hatırlıyorum. Çocuğunuzun seviyesine uygun olmayan yerleri okumaktan imtina ederseniz daha eğlenceli bir okuma vakti geçirebilirsiniz.</li>
<li style="text-align: justify;">Son olarak geçenlerde instagramda gördüğüm bir akımdan bahsetmek istiyorum: 1yılda100kitap&#8230; Bu nasıl bir mantıktır ki eğitim psikolojisi almamış insanlar kafalarına göre bir akım başlatabiliyorlar. Kitap okumak meyve suyu içmek gibi bir eylem değildir. Çocuk için tekrar, hayatının bu döneminde çok önemlidir. Aylarca aynı filmi izleyen çocuklar görmüşsünüzdür. Bu, onun hikayeyi kendi içinde sindirmek için yaptığı bir eylemdir. Bir kitap defalarca okutabilir. Zaman ve mental ease çocukların ihtiyacı olan şeylerden en önemlisidir. Onların hayata acleleleri yoktur. Bitirip atılması gereken kitaplar beyinlerine zarar verir. Durup uzunca düşünmek ve anlayabilmek isterler. Hikaye okurken bile arada durup resimlere göz atmalarını beklemek gerekir. Kendi hayatlarımızın acelesine onları da dahil etmemeliyiz. Bir yılda 1000 kitap okuyan- okunan bir çocuğun dönüp de baktığında ne hatırlayabileceği, öğrenebileceği düşünülebilir ki? Kitap seçerken gerçekten dikkat etmeliyiz. Bir öğretmen olarak öğrencilerimin kitap okumaktan nefret ettiklerini görmek beni gerçekten çok üzüyor. Bunun sebebinin öncelikli olarak yanlış kitapları zorla okutan diğer meslektaşlarımın ve velilerin olması ise çok daha üzücü.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Şimdilik bu kadar. Siz ne düşünüyorsunuz bilemem. Ancak tüketim toplumunda kitap okumanın gösteriş için yapılması beni çok üzüyor. Diğer yandan her kitaba kutsal muamalesi yapılması da&#8230; Kaliteli okumak amacımız olmalı sanırım. Hoşçakalın&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/cocuk-kitaplari/">Çocuk Kitapları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/cocuk-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim Üzerine Okumalar</title>
		<link>https://kediguncesi.com/egitim-uzerine-okumalar/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/egitim-uzerine-okumalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 19:23:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=1062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıda Rudolf Steiner&#8217;in A Modern Art of Education-kendi verdiği seminerlerden oluşan eserinin -içeriğine değineceğim. Steiner, Waldorf eğitim kurumlarının temelini attığı bu kitabında çocuk eğitiminin nasıl olması gerektiğini nedenleriyle anlatır. Fiziksel ve ruhsal gerçeklikleri eğitim felsefesine bağlar. Bu bağlamda anne ve babalara da birçok görev düşer. Başta ebeveynlerin çocuğun belli bir yaşa gelene dek ev [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/egitim-uzerine-okumalar/">Eğitim Üzerine Okumalar</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu yazıda Rudolf Steiner&#8217;in A Modern Art of Education-kendi verdiği seminerlerden oluşan eserinin -içeriğine değineceğim. Steiner, Waldorf eğitim kurumlarının temelini attığı bu kitabında çocuk eğitiminin nasıl olması gerektiğini nedenleriyle anlatır. Fiziksel ve ruhsal gerçeklikleri eğitim felsefesine bağlar. Bu bağlamda anne ve babalara da birçok görev düşer. Başta ebeveynlerin çocuğun belli bir yaşa gelene dek ev sıcaklığında büyümesi gerektiğini idrak etmelilerdir. Daha sonraki süreçlerde sanılanın aksine, çocuğun belli görevleri ne kadar erken yaparsa o kadar iyi anlayışında olmak değil de çocuğun hazırbulunuşluk vaktini beklemenin onun fiziksel ve ruhsal sağlığı için gerekli olduğu bilinmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Steiner&#8217;e göre çocuklar 0-7 yaş arasında doğa kanunlarına uygun bir şekilde büyürler. Onlar adeta kutsal bir giysiye bürünmüş haldedirler. Henüz ruh, beden ve can birbirinden ayrı değildir. Bize düşen görev çocuğun giydiği bu giysiyi korumak, onu doğa kanunlarına uygun , özgür ruhsal aktivitelerle  desteklemektir. Bu dönemde çocuk dışarıdan aldığı her şeyi içselleştirip kendi içinde tekrar tekrar yaratır. Adeta bir heykeltraş gibi kendi özünü biçimlendirir .</p>
<p style="text-align: justify;">7 yaş birçok açıdan çok önemlidir. Çünkü ruh,tin ve vücut birliğinin bir meyvesi olarak dişler  çıkar. Bu, Steiner &#8216;e göre büyümenin zirvesidir ve hayatın hiçbir döneminde artık bu üç element bir araya gelmez. İçsel ruh aktivitesi olan düşünce gelişince onu ifade edebilmesi için konuşma gereklidir ve ikinci dişler ortaya çıkar. Çocuk artık erken dönemdeki gibi vücuduyla değil ruhuyla konuşur. İşte tam da burada, önemli olan çocukluktaki gibi hem fiziksel hem de ruhsal düşünme ve eylemde bulunmayı tüm hayatboyu yapar hale getirmektir. Peki bu nasıl mümkün?</p>
<p>Draw the intellectual out of the artistic!</p>
<p style="text-align: justify;">Antik Yunanlar jimnastikte ileri düzeydeydiler. Bu aktiviteyi sanatsal bir ruhla yapıyorlardı. Steiner&#8217;e göre fiziksek aktiviteler alışkanlıklara dönüşürse bu hafızanın ve zekanın gelişmesine  katkı sağlar. Yani yapılan aktivite akılla birleştirilip alışkanlığa dönüşmeli. Yine Yunanların dans ve güreşteki becerileri buna bir örnektir. Dans ve güreşte beyinsel aktivite kaslara iletilir. Ölçü ve ritim gerektiren bu iki aktivite nefes ve kan dolaşımını düzenler. Bu da ruh ve beden sağlığına katkıda bulunur. Ritmik öğrenme bu bağlamda çok önemlidir. Ritmik bir şekilde öğrendiğimiz durumlar daha kalıcıdır. Kelime öğretiminde &#8216;eurythmy&#8217; de buna dayanır.</p>
<p>Don&#8217;t lose the spirit of the word!</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde eğitime ruh katmalıyız çünkü beden ve ruhun henüz ayrılmadığı çocuklarda fiziksel olarak onlara verilen  her türlü hasar veya yarar ruhlarını da etkiler.</p>
<p style="text-align: justify;">7-14 yaş arasında ise çocuk doğanın etkisi altında özgür ruhsal aktiviteler geliştirir. Ve öğretmenini örnek alır. Öğretmenin göreviyse düşünceyi vücut aktiviteleriyle ortaya çıkarmaktır. Çünkü artık yeni çıkan dişler düşünceyi temsil eder.</p>
<p style="text-align: justify;">İleri yaşlar ve dersler hakkındaki yorumları  bir sonraki yazımda anlatacağım. Sevgiyle&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/egitim-uzerine-okumalar/">Eğitim Üzerine Okumalar</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/egitim-uzerine-okumalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sweet November 2</title>
		<link>https://kediguncesi.com/sweet-november-2/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/sweet-november-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2019 17:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=1043</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki yıl önce mahallenin tüylü pofuduk kedisi arkamızdaki inşatta 4 tane 4 farklı renkte yavru dünyaya getirdi. Birinin kaderi daha ilk günlerde bir erkek kedi tarafından boğularak belli oldu. Diğer 3 pofuduk yavru annesinin yardımlarıyla yürümeyi koşmayı mama bulup insanlara yalvarmayı sırasıyla öğrendi. Her anne kedi gibi o da 1-2 ay sonra bu minnoşları bizim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/sweet-november-2/">Sweet November 2</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İki yıl önce mahallenin tüylü pofuduk kedisi arkamızdaki inşatta 4 tane 4 farklı renkte yavru dünyaya getirdi. Birinin kaderi daha ilk günlerde bir erkek kedi tarafından boğularak belli oldu. Diğer 3 pofuduk yavru annesinin yardımlarıyla yürümeyi koşmayı mama bulup insanlara yalvarmayı sırasıyla öğrendi. Her anne kedi gibi o da 1-2 ay sonra bu minnoşları bizim merhametimize bırakıp çekti gitti. 3 yavrudan 2si de 1 ay kadar etrafta dolandıktan sonra yan apartmanın sakinlerinin mama koymamıza tepkileri yüzünden açlıktan çekip gittiler. Bir tanesi;tüylü siyah beyaz, küçük suratlı olan ısrarla bizden ayrılmadı. Hatta gelip apartmanın kapısına çöreklendi. Bir yıl kadar sabah akşam besledik onu. Kokarca koyduk adını da. Arsız, sırnaşık, bir o kadar da oyuncu kedimiz çok geçmeden 4 tane yavru sahibi oldu. 4 yavruya da 1 ay kadar gözü gibi baktı. Bir gece acı acı miyavları çarptı kulağıma; yoktu yavrular. Sonrasında da hiç görmedik. Aylar geçti. İdil dünyaya geldiği gün o da bir kez daha yavruladı. İki küçük melek&#8230; Yaşasalar İdil de görürdü onları belki.  Bir ay sonra biri arabanın altında kaldı diğeri kayıplara karıştı. Kokarca mı? O da apartman görevlisi tarafından alelacele bir koliye konup üniversitenin bir barınağına götürüldü. Yüksek güvenlikli elit sitemiz gün geçtikçe güzelleşiyordu. Aynı zamanlarda bahçe duvarlarına uzun çelik çitler çekildi. Üzerine de yuvarlak dikenli teller&#8230; Kuşlar konacak yer bulamadığı için gelmeyi bıraktılar. Sonbaharda devasa sivrisinekler bastı bahçeyi. Yürümekten korkar olduk. Bahçeye beton dökülüp birkaç salıncak ve kaydırak getirildi. Şimdi İdil ile sivrisineklerden kaça kaça bahçede dolanıyor seramik bir köpeğin başını okşayıp eve dönüyoruz. Bahçede tek çocuk yok. Ne kuş ne kedi&#8230;</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG_20190112_203311.jpg" rel="lightbox[1043]"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1049" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG_20190112_203311-300x296.jpg" alt="" width="300" height="296" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG_20190112_203311-300x296.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG_20190112_203311.jpg 639w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>İdil&#8217;e burada öğreteceğimiz hiçbir şey yok. Seneler sonunda bizim de bu şehre dair inancımız ve sevgimiz kalmadı artık. Eğer işlerimiz iyi giderse buradan taşınmayı düşünüyoruz. Elveda Kasım ve elveda 2018&#8230;</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014.jpg" rel="lightbox[1043]"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1050" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-768x512.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-1024x682.jpg 1024w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-810x540.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014-1140x760.jpg 1140w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190112-WA0014.jpg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>&#8230;Burası gibi değil, gideceğim memleket</p>
<p>Denizi ayrı deniz havası ayrı hava&#8230;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/sweet-november-2/">Sweet November 2</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/sweet-november-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Özgürleşmesi-1</title>
		<link>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-1/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 19:20:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Köpek]]></category>
		<category><![CDATA[Kuş]]></category>
		<category><![CDATA[animal liberation]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[peter singer]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=920</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Antoine de Saint Exupery, Küçük Prens Anthony Burgess&#8217;in ünlü romanı Otomatik Portakal&#8217;ın kahramanı Alex, hapisten çıkmak için koşullanma yoluyla kötü davranışlarından kurtulmaya karar verir. Ancak Alex&#8217;in artık iyiyi seçme nedeni bu seçimi yapabilecek ayrımda iyiyi tercih etmesi değil bunu yapmak zorunda kalmasıdır. Bu durum onu insan olmaktan çıkarıp adeta herkes tarafından tekmelenen bir sokak köpeğine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-1/">Hayvan Özgürleşmesi-1</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8220;İnsanlar bu gerçeği unutmuş olmalı,&#8221; dedi tilki. &#8220;Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin her şeyden, sonsuza dek, sen sorumlusundur.&#8221;     </div></div>
<p style="text-align: justify;">-Antoine de Saint Exupery, Küçük Prens</p>
<p style="text-align: justify;">Anthony Burgess&#8217;in ünlü romanı Otomatik Portakal&#8217;ın kahramanı Alex, hapisten çıkmak için koşullanma yoluyla kötü davranışlarından kurtulmaya karar verir. Ancak Alex&#8217;in artık iyiyi seçme nedeni bu seçimi yapabilecek ayrımda iyiyi tercih etmesi değil bunu yapmak zorunda kalmasıdır. Bu durum onu insan olmaktan çıkarıp adeta herkes tarafından tekmelenen bir sokak köpeğine dönüştürür.Her ne kadar işlediği tüm acımasız suçları bilsek de Alex için üzülürüz. Ne de olsa bir insan böyle bir muameleyi haketmez. Bir hayvanın başına gelen günlük ve olağan olarak karşıladığımız şeyler Alex&#8217;in başına geldiğinde bizi sarsar. Peki neden böyle? Bizi hayvanlardan ayıran zekamızdır ve içgüdülerden ziyade kendi yaptığımız bilinçli seçimlerimizdir, evet, fakat hayvanlarla olan ilişkilerimizde de onları acıdan ve bilinçten muaf varlıklar olarak ele almak, onların üzerinde hak iddia etmek neye dayanır?  Hayvan hakları savunucusu ve filozof Peter Singer &#8216;Hayvan Özgürleşmesi&#8217; adlı kitabında hayvan özgürleşmesinin nasıl ve neden &#8216;insan&#8217; özgürleşmesi demek olduğunu ve hayvan dostlarımızın nasıl her şeyin farkında olup acı çekebildiğini anlatıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_mm9rp1yNBR1qchy28o1_540.jpg" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-928" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_mm9rp1yNBR1qchy28o1_540-300x200.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_mm9rp1yNBR1qchy28o1_540-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_mm9rp1yNBR1qchy28o1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Belki bir gün hayvanlar dünyasının geri kalanı da kendilerinden ancak zorbalık yoluyla esirgenen haklara sahip olacaktır. Fransızlar bir insanın sırf derisi siyah diye kayıtsız şartsız bir zalimin keyfine terk edilemeyeceğini anladılar. Belki bir gün, bacak sayısının, derideki tüy miktarının ya da sağrı kemiğinin nerede bittiğinin de duyguları olan bir varlığı aynı akibete terk etmek için eşit derecede yetersiz sebepler olduğu anlaşılır. Bu anlaşılmaz sınırı çizecek başka ne olabilir? Akıl yürütme yetisi mi? Ya da belki konuşma yetisi mi? Ama yetişkin bir at ya da köpek, gerek akıl gerekse iletişim kurma açısından, bir günlük, bir haftalık, hatta bir aylık bebekten kat kat üstündür; ama öyle olmasa bile bu neyi gösterirdi ki? Sormamız gereken soru, “Akıl yürütebiliyorlar mı?” ya da “Konuşabiliyorlar mı?” değil, “Acı çekiyorlar mı?” olmalıdır. </div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_npmb1defMf1qa53wno5_540.jpg" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-929" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_npmb1defMf1qa53wno5_540-300x262.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="262" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_npmb1defMf1qa53wno5_540-300x262.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_npmb1defMf1qa53wno5_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı hayvan türlerinin (insansımaymunlar, köpekler gibi&#8230;) insan yavrularından daha üstün bir bilince sahip olduğu bilinmekte. Örneğin zihinsel engelli bir bebeğin mi yoksa bir köpeğin mi deneylerde kullanılması sizi dehşete düşürür? Cevap ikisi de olmalıdır. Bu durumda acı algısı ortaya çıkıyor. Yazar, bu bağlamda şöyle bir yargıya varıyor: &#8220;Kendi türümüzün üyelerine uygulansa bizi isyan ettirecek bir acımasızlık başka bir türün üyelerine uygulandığında bunu hoşgörüyle karşılıyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Zeka olarak üstün olmamız , bize hayvanlar üzerinde sınırsız bir güç veriyor.Zekanın değil de üstün görme ya da uçma becerilerinin önemli kabul edildiği bir dünyada da hayvanlar bize mi efendilik edeceklerdi? Oysa Thomas Jefferson&#8217;ın bir mektubunda belirttiği gibi bu kölelikten başka bir şey değildir:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;Ama yetenekleri ne düzeyde olursa olsun, bu onların haklarının bir ölçüsü olamaz . Sir Isaac Newton zeka bakımından üstündü, ama bu nedenle onların mallarının ya da kişiliklerinin efendisi değildi.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_o0p2efcerg1uoecuuo1_540.jpg" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-930" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_o0p2efcerg1uoecuuo1_540-300x287.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="287" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_o0p2efcerg1uoecuuo1_540-300x287.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_o0p2efcerg1uoecuuo1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın en çarpıcı bölümleri de hayvanlar üzerinde yapılmış ve yapılagelen acımaz deneyler. TNT yedirilen köpekler, hayat boyu tel kafeslerde tutulan maymunlar, gözyaşı bezleri olmadığı için gözlerine damlatılan kimyasalları atamayıp sabitlendirildikleri raflarda can çekişen tavşanlar bunlardan birkaçı. İlaç, tıp ve kimyasal ürünlerin kullanıldığı deneylerin yanısıra askeri deneyler de oldukça dikkat çekici. Sinir gazına ve radyasyona maruz bırakılan maymun deneyleri yıllarca alenen ve devlet desteğiyle yapılmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit.jpg" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-933" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-300x202.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="202" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-300x202.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-768x516.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-1024x688.jpg 1024w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-810x544.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit-1140x766.jpg 1140w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/rabbit.jpg 1782w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta okuduğum deneylerin belki de en acımasızı Wisconsin Primat Araştırmaları Merkezinden Prof. H. Harlow&#8217;un maymunlarla yaptığı &#8216;anne yoksunluğu&#8217; deneyleriydi. Maymunlarda psikopatoloji yaratmak isteyen deneylerde maymunlar hayatları boyunca tecrit ediliyor, diğer maymunlarla zorla ilişkiye sokuluyor ve doğurdukları bebeklerden hemen ayrılıyorlardı. Kendi deyimiyle &#8216;harika&#8217; fikirlerinden biri olan, maymunların bezden yapılmış annenin yerini tutan ve sonra canavara dönüşen nesnelere bağlanmalarını sağlayıp onlarda depresyon yaratan &#8216;canavar anne&#8217; deneyini şöyle anlatıyor: <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/Adsız.png" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-932" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/Adsız-300x213.png" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="213" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/Adsız-300x213.png 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/Adsız.png 603w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Bu canavarlardan ilki, belli aralıklarla ya da istendiğinde yüksek basınçlı hava fışkırtan bir bez anneydi. Bu hava neredeyse hayvanın derisini yüzecek kadar kuvvetliydi. Peki bebek maymun ne yaptı? Annesine daha da sıkı yapıştı, çünkü korkmuş bir bebek her ne pahasına olursa olsun annesine yapışır. Hiçbir psikopatoloji oluşmadı. Ama pes etmedik. Bebeğin kafasını ve dişlerini takırdatacak kadar şiddetle sallayan başka bir canavar anne ürettik. Bebek anneye daha da sıkı yapışmaktan başka bir şey yapmadı&#8230; Sonra kirpi anneyi ürettik. Bir düğmeye basıldığında bu annenin karnının her tarafından dikenler fırlıyordu. Bebekler bu reddedişler yüzünden mutsuz olmakla birlikte, dikenlerin içeri girmesini bekliyor ve yeniden anneye sarılıyordu</div></div>
<p style="text-align: justify;">Bu vahşetin görebildiğimiz çok az br bölümü sadece. Peki tüm bu deney sonuçları ne işe yaradı ve bizim yaşam süremizi ve kalitesini artırmada nasıl bir etkiye sahip? Yazarın elde ettiği sonuçları şöyle özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Çoğu deney sonucu yayınlanmıyor.</li>
<li style="text-align: justify;">Deney sonuçları- bazen araştırmacıların da kabul ettiği gibi- önemsiz, anlamsız ya da bariz sonuçları ortaya koyuyor.(Anne şefkatinden uzak kalan çocukların bütün yaşamı ve karakterinin bundan etkilendiğinin &#8216;doğrulanması&#8217; gibi..)</li>
<li style="text-align: justify;">Deneyler insanlar hakkında hiçbir şey öğretemez.Binlerce hayvanın yıllarca zorla sigara solutulmasına rağmen , tütün kullanımı ve akciğer kanseri arasındaki bağlantı &#8216;insanlar&#8217; üzerindeki klinik gözlemlere dayanarak kuruldu. Ya da penisilinin hayvanlar için ölümcülken insanlarda iyileştirici etkiye sahip olması gibi.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Peki hayvan özgürleşmesi nasıl insan özgürleşmesi demek oluyor? Eğer kendi varlığının bilincinde olan ve acı çeken tüm varlıklara karşı davranışlarımızda bir değişikliğe gider ve türcülükten vazgeçip getireceğimiz standartların nedenlerini de halka açıklarsak bu durumu farklı bir yöne çekebiliriz. Çünkü insanların refah seviyesinin artması günümüzde daha çok et tüketimini beraberinde getiriyor. Bunun sonucunda:</p>
<ul>
<li>Hayvan acı çeker.</li>
<li>Tüketicinin sağlığı bozulur.</li>
<li>Çevre tahribatına neden olur.</li>
<li>Gıda üretimi azalır.</li>
<li>Açlık ve yetersiz beslenme artar. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_ni8vwkYcTl1u163vco1_540.jpg" rel="lightbox[920]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-931" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_ni8vwkYcTl1u163vco1_540-230x300.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="230" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_ni8vwkYcTl1u163vco1_540-230x300.jpg 230w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/06/tumblr_ni8vwkYcTl1u163vco1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 230px) 100vw, 230px" /></a></li>
</ul>
<p>Kısacası et tüketiminin ortadan kalkmasıyla hem hayvan hem de her anlamda insan özgürleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: &#8216;Hayvan Özgürleşmesi&#8217; nin &#8216;Bütün Hayvanlar Eşittir&#8217;  ve &#8220;Araştırma Araçları &#8220;adlı bölümlerinden derlenip yorumlanmıştır. Diğer bölümler için güncemi takip edebilirsiniz.</p>
<p>visual sources:jd ardiansyah</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-1/">Hayvan Özgürleşmesi-1</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzgün Kediler Gazeli</title>
		<link>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2016 15:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[akrostiş]]></category>
		<category><![CDATA[engin turgut]]></category>
		<category><![CDATA[haydar ergülen]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[üzgünkediler gazeli]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=793</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk kedisi Mısır onu bulduğunda tam 42 yaşındaymış Haydar Ergülen. Bu durum için &#8220;Bir &#8216;sonradan sevme&#8217; hali vardır ki, aşka tekabül eder&#8221; diyor şair. 25 yaşında ilk kez bir kedi tarafından sevildikten sonra ne kadar geç kaldım diye hayıflanırdım oysa ben. Kedisi Mısır&#8217;dan sonra insan ve kediyi ayırmamayı öğrenen Haydar Ergülen &#8216;i ben Üzgün Kediler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/">Üzgün Kediler Gazeli</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Kelimeler sokak kedileri kardeşlerim n&#8217;olur</p>
<p style="text-align: justify;">Sizin başınıza gelen benim de başıma gelsin!</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-798" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500-300x199.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="199" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500-300x199.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500.jpg 500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İlk kedisi Mısır onu bulduğunda tam 42 yaşındaymış Haydar Ergülen. Bu durum için &#8220;Bir &#8216;sonradan sevme&#8217; hali vardır ki, aşka tekabül eder&#8221; diyor şair. 25 yaşında ilk kez bir kedi tarafından sevildikten sonra ne kadar geç kaldım diye hayıflanırdım oysa ben. Kedisi Mısır&#8217;dan sonra insan ve kediyi ayırmamayı öğrenen Haydar Ergülen &#8216;i ben Üzgün Kediler Gazeli adlı eseriyle tanıdım . Nefesler, gazeller ve akrostişler kitabı &#8216;Üzgün Kediler Gazeli&#8217;  2008 Metin Altıok Şiir Ödülü&#8217;nün de sahibiymiş aynı zamanda.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">o bir dile sığınmıştı, sözü içinde yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde ben eski kalmıştım, senin içinde oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!</div></div>
<p style="text-align: justify;">Sokak kedileri, ilk kedisi Mısır , kızı Kiraz &#8216;a ve kendi kızı Nar&#8217;a adamış şair bu kitabını. Ama Nar daha doğmadan melek olmuş Mısır. Kedilerin insanın merhametine terk edilmiş olmalarından dolayı onlara karşı bir ilgi talebinden doğmuş bu kitap da.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;ölürsem senin için en güzel ben ölürüm</p>
<p style="text-align: justify;">hadi vur beni bıçağa, bıçağa ve aşka vur!</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-794" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500-300x214.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="214" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500-300x214.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500.jpg 500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitaba ismini veren şiir &#8216;Üzgün Kediler Gazeli &#8216; ise yazarın arkadaşı Engin Turgut tarafından yazılmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;Kedim kendisini evin uysal şiiri sanıyor, şiirin aklı kısa tırnakları uzun</p>
<p style="text-align: justify;">Kedim kendisini bilge sanıyor sokakların ve aşkın ısrarla özlediği</div></div>
<p style="text-align: justify;">Bu güzel hüzünlü kitap, kedilerin süslediği haikular, akrostişler ve çok sevdiğim kelime oyunlarıyla dolu. &#8216;Cam Alfabeler&#8217; ve &#8216;Gam Heceler&#8217; küçük tatlı/acı sürprizleri kitabın. Şairin kızı Nar da epey rol çalmış bu güzel şiirlerin içinde.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Nar dahi açılsa tanesi narin</p>
<p style="text-align: justify;">üzüm yatağında ateş, yüreği serin</p>
<p style="text-align: justify;">elma sırmış meğer ötesi derin</p>
<p style="text-align: justify;">bir elmayı soyamadım erenler</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-799" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540-222x300.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="222" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540-222x300.jpg 222w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda şairin Üzgün Kediler Gazeli adlı köşe yazısına da şuradan ulaşabilirsiniz:<a href="http://www.radikal.com.tr/yazarlar/haydar-ergulen/uzgun-kediler-gazeli-816256/" target="_blank">bkz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Çocuğu içinden atarsan anne olursun</p>
<p style="text-align: justify;">yağmuru parka atarsan üzgün</p>
<p style="text-align: justify;">şiiri içinden atarsan şair olursun</p>
<p style="text-align: justify;">şiiri içine atarsan</p>
<p style="text-align: justify;">içine atmış olursun yalnızca&#8230;</div></div>
<p style="text-align: justify;">Şairle ilgili güzel bir ropörtajı da şuradan okuyabilirsiniz: <a href="http://arsiv.mevsimsiz.net/y-4979/Uzgun_Kediler_Gazeli:_Haydar_Ergulen/" target="_blank">bkz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540.png" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-800" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540-300x248.png" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="248" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540-300x248.png 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540.png 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">aşk diyorlar, şiir için bazen aşırı sebeptir</p>
<p style="text-align: justify;">sebebim yok , ayrılığı övsün bari şu kötü gazelim</div></div>
<p style="text-align: justify;">sources:Valentine Kleyner,<a href="http://www.radikal.com.tr/yazarlar/haydar-ergulen/uzgun-kediler-gazeli-816256/" target="_blank"> radikal</a>, <a href="http://arsiv.mevsimsiz.net/y-4979/Uzgun_Kediler_Gazeli:_Haydar_Ergulen/" target="_blank">mevsimsiz</a></p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/">Üzgün Kediler Gazeli</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panchatantra</title>
		<link>https://kediguncesi.com/panchatantra/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/panchatantra/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2016 19:58:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[beydeba]]></category>
		<category><![CDATA[fabl]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[panchatantra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keşmir&#8217;de kaleme alınan yaklaşık 2000 yıllık bir edebi eser : Kelile ve Dimne&#8230; Yani asıl adıyla Panchatantra. Mirasının ve tahtının varisi olan üç tembel oğluyla başedemeyen Hükümdar, vezirine bu durumdan bahseder. Vezir de adalet,erdem ve ahlaki değerleri ele alan fabllar yazar. Eserin asıl adı Sanskritçe&#8217;de &#8216;beş söylev&#8217; anlamına gelen Pancha tantra&#8217;dır. Ve rivayete göre, 6 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/panchatantra/">Panchatantra</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Keşmir&#8217;de kaleme alınan yaklaşık 2000 yıllık bir edebi eser : Kelile ve Dimne&#8230; Yani asıl adıyla <em><strong>Panchatantra</strong></em>. Mirasının ve tahtının varisi olan üç tembel oğluyla başedemeyen Hükümdar, vezirine bu durumdan bahseder. Vezir de adalet,erdem ve ahlaki değerleri ele alan fabllar yazar. Eserin asıl adı Sanskritçe&#8217;de &#8216;beş söylev&#8217; anlamına gelen Pancha tantra&#8217;dır. Ve rivayete göre, 6 ay sonra prensler artık ülkeyi yönetmeye hazırdırlar.<a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/images.jpg" rel="lightbox[773]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-779" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/images.jpg" alt="panchatantra" width="194" height="259" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu olaydan 2 yy. sonra bir Pers şahı sonsuzluk bitkisini bulması için kendi hekimini Hindistan&#8217;a gönderir. Ancak hekim elinde sonsuzluk bitkisi yerine <strong>Pancha tantra</strong> ile çıkagelir ve bu kitabın en az sonsuzluk bitkisi kadar iyi olduğunu ve okuyan kişiye sonsuz erdem bahşedeceğini söyler. Böylece Pehlevice&#8217;ye çevrilen eser şahın sarayında özel bir şekilde muhafaza altına alınır.<a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nn8zuqY9t31sleieao1_540.png" rel="lightbox[773]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-780" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nn8zuqY9t31sleieao1_540-283x300.png" alt="panchatantra" width="283" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nn8zuqY9t31sleieao1_540-283x300.png 283w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nn8zuqY9t31sleieao1_540.png 540w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ancak eserin başından daha çok çeviri geçecek, şehir şehir ülke ülke gezecek, çevirmenlerin kalemleriyle değişecek, kısaltılıp genişletilecek, 50 farklı dile çevrilip küçük çocukların şaşkın ve meraklı bakışlarıyla okunacak,dilden dile aktarılıp türlü resim ve minyatürle süslenecektir. Ama çok daha önce kitap tam da şahın özel odasındayken Müslümanların Pers ülkesini istilasıyla yani 3 yy. sonra Pancha tantra bu kez Arapça&#8217;ya çevrilir. Ancak çeviri öyle büyüleyici bir şekilde yapılır ki yüzyıllar sonra bile Arap şiirinin en iyi örneklerinden biri sayılacaktır. Kitabın adı da bu çeviriyle değişir. Hikayelerin ana karakterleri olan iki çakalın ismi verilir kitaba: Kelile ve Dimne.  &#8220;Doğrunun ve dürüstlüğün&#8221; simgesi &#8220;<i>Kelile</i>&#8221; ile &#8220;yanlışın ve yalanın&#8221; simgesi &#8220;<i>Dimne</i>&#8220;. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-1.jpg" rel="lightbox[773]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-781" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/indir-1.jpg" alt="panchatantra" width="273" height="184" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın aslı her ne kadar eğitici bir amaç taşısa da öyle eğlencelidir ki İslam dünyasının tüm folklorüne girer. Araplar&#8217;dan İspanya&#8217;ya taşınır. 13. yy.&#8217;da eski İspanyolca&#8217;ya çevrilir. İtalya&#8217;ya matbaanın gelmesinden sonra basılan ilk kitaplardan biridir. Yunanca, Almanca, Türkçe gibi birçok dile çevrildikten sonra 19. yy.&#8217;da tekrar Hintçe&#8217;ye çevrildiğinde binlerce yıl sonra Keşmir&#8217;de döngü tamamlanmış olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kedi Güncesi&#8217;ne de bir kedi fablı yakışır. Küçük kedilerden feyz alan haylaz prensler okusun da büyüsün&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kedi ile Fare</strong></p>
<div style="text-align: justify;">“Ağaç kovuğundan karnını doyurmak için dışarı çıkmak isteyen fakat bu arada kendini yemek için ağaç dalında bekleyen Gelincik ile Baykuş yüzünden dışarı çıkamayan Fare; çaresizce düşünürken bir anda avcının tuzağına yakalanmış kediyi görür ve kurtulmak  için ona yaklaşmayı düşünür ve “Ben Kedi’ye yaklaşırsam Kedi’nin sayesinde Gelincik ve Baykuş benden vazgeçer;  ama bu kez de Kedi beni yer” diye kara kara düşünmeye başlamışken Kedi&#8217;ye hemen seslenir. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_mpd917lYQf1s3mhwdo1_500.gif" rel="lightbox[773]"><br />
</a></div>
<div style="text-align: justify;">“Eğer benim dostluğumu kabul edersen sana yardım etmek istiyorum.”der.  Ağa yakalanmış kedi çaresizce: “tamam” der.</div>
<div style="text-align: justify;"> Fare: “Yalnız senin ağlarını kemirip keseceğim, bir tek düğümü bırakacağım o da beni yememen için tedbir olacak” der. Kedi ona da tamam der ve Fare, Kedi’ye yaklaşıp ağları kemirmeye başlar başlamaz, ağaç dalında bekleyen Gelincik ile Baykuş Fare’den ümidi keserek oradan ayrılırlar. Fare de bu duruma sevinir…  Tehlikeden kurtulduğu için ağın iplerini kesmeyi ağırdan alır.</div>
<div style="text-align: justify;">Kedi: “Neden ağırdan alıyorsun” diyerek uyarır…</div>
<div style="text-align: justify;">Fare: “Bir düğüm bırakacağım, ama hemen değil… Avcıyı bekliyorum. Sen avcı ile uğraşırken, beni unutman için” der ve avcı uzaktan gözükür gözükmez, Fare son düğümü de kemirip Kedi’yi kurtarır. Kedi ağaca tırmanırken Fare’de yuvasına kaçar… Avcı da delik deşik ağını görünce, boynu bükük oradan ayrılır. Böylece ikisi de kurdukları dostluk sayesinde, başarıyı elde ederler”. Sonuç zafer olur.</div>
<p>sources: <a href="http://www.paulkasmingallery.com/artists/walton-ford" target="_blank">waltonford,</a> <a href="http://mimeklou.tumblr.com/post/119472579145/more-illustration-assignments-this-time-for-a" target="_blank">amimeforachange</a>, <a href="http://www.muslimheritage.com/article/kalila-wa-dimna" target="_blank">Paullunde</a>, vikipedi</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/panchatantra/">Panchatantra</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/panchatantra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kediler Şehri</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 12:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[kediler şehri]]></category>
		<category><![CDATA[murakami]]></category>
		<category><![CDATA[town of cats]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murakami&#8217;nin 1Q84 romanında geçen ve çok sevdiğim &#8220;Town of Cats&#8221; hikayesinin Türkçe çevirisini sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar! Genç adam elinde yalnızca bir çantayla, tek başına, kafasına estiği şekilde seyahat ediyordu. Hedeflediği özel bir yer yoktu. Trenle seyahat ediyor, ilgisini çeken bir yer olduğunda orada iniyordu. Konaklayacak yer buluyor, şehri geziyor, istediği kadar orada kalıyordu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kediler-sehri/">Kediler Şehri</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Murakami&#8217;nin 1Q84 romanında geçen ve çok sevdiğim &#8220;Town of Cats&#8221; hikayesinin Türkçe çevirisini sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-662 size-medium" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-300x200.jpg" alt="the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-768x512.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-810x540.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam elinde yalnızca bir çantayla, tek başına, kafasına estiği şekilde seyahat ediyordu. Hedeflediği özel bir yer yoktu. Trenle seyahat ediyor, ilgisini çeken bir yer olduğunda orada iniyordu. Konaklayacak yer buluyor, şehri geziyor, istediği kadar orada kalıyordu. Canı sıkılınca yine trene biniyordu. Adamın tatilini geçirme tarzı buydu. Trenin penceresinden güzel bir ırmak görünüyordu. Kıvrıla Kıvrıla akan ırmak boyunca yeşil tepeler sıralanmıştı, eteklerinde küçük, sakin bir yere benzeyen bir şehir vardı. Eski taş köprü hala ayaktaydı. O manzara adamın ilgisi çekmişti. Orada lezzetli alabalık yiyebilirdi belki. Tren istasyonunda durunca genç adam çantasını alıp indi. Orada inen başka yolcu yoktu. O inince tren yeniden hareket etti. İstasyonda görevli yoktu. Pek kullanılmayan bir istasyondu  herhalde.</p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam taş köprüden geçerek şehre kadar yürüdü. Şehir sessizdi. Hiçbir yerde insan görünmüyordu. Tüm dükkânların kepenekleri kapalıydı, resmi dairelerde de insan yoktu. Şehirdeki tek otelin resepsiyonunda da kimsecikler görünmüyordu. Zili çaldığı halde, kimse çıkıp gelmemişti. Tamamen ıssız bir şehir gibi görünüyordu. Belki de herkes bir yerlerde öğle uykusuna yatmış da olabilirdi. Fakat henüz saat sabahın 10&#8217;uydu. Öğle uykusuna yatmak için vakit erkendi. Yoksa bir nedenle, insanlar bu şehri terk mi etmişlerdi acaba? Her halükârda ertesi sabaha kadar başka tren gelmeyecekti ve orada gecelemekten başka çaresi yoktu. Genç adam amaçsızca yürüyerek zaman öldürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat gerçekte orası kedilerin şehriydi. Günbatımı yaklaşınca taş köprüden geçen çok sayıdaki kedi şehre doluştular. Farklı renklerde, farklı türden kedilerdi. Normal kedilerden oldukça büyüklerdi, ama yine de kediydiler. Genç adam bu manzarayı görünce şaşırıp, telaşla şehrin tam ortasındaki çan kulesine çıkarak saklandı. Kediler alışkın hareketlerle dükkânların kepenklerini açtılar, hatta resmi dairelerin masalarına oturup her biri kendi işlerini yapmaya başladılar. Bir süre sonra daha fazla sayıda kedi aynı köprüden geçerek şehre geldi. Kediler mağazalara girerek alışveriş yapıyor, resmi dairelere girerek işlerini hallediyor, oteldeki restoranda yemek yiyorlardı. Meyhanede bira içiyor, neşeli kedi şarkıları söylüyorlardı. Akordeon çalanı da vardı, ona ayak uydurarak dans edenlerde. Kediler gece görüşüne sahip olduklarından ışığa hiç ihtiyaçları yoku, ama o gece dolunay şehrin her tarafını aydınlattığından genç adam çan kulesinin tepesinden o manzaranın bir kısmını net bir şekilde görebiliyordu. Gün ağarmasıyla birlikte kediler dükkânları kapatıp, her biri işlerini bitirip, usulca köprüden geçerek geldikleri yere döndüler. Günün ağarmasıyla birlikte kediler ortadan kaybolup da şehri yine ıssızlaşınca, genç adam aşağıya indi, oteldeki bir yatağa girip uykuya daldı. Karnı acıkınca otelin mutfağında kalan ekmekleri ve balığı yedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra ortalık kararmaya başlayınca tekrar çan kulesine çıkarak gizlendi, gün ağarana kadar kedilerin hareketlerini gözlemdi. Tren öğleden önce ve akşamüzeri gelip kısa bir süre sonra istasyonda duruyordu. Öğleden önceki trene binecek olursa daha ileriye gidebilir, öğleden sonraki trene binecek olursa geldiği yere dönebilirdi. Şehrin istasyonunda bir kişi bile inmiyor, trene binen de olmuyordu. Fakat yine de tren düzenli bir şekilde istasyonda duruyor, bir dakika sonra hareket ediyordu. Bu yüzden isterse binip, bu tuhaf kedi şehrini ardında bırakabilirdi. Fakat genç adam öyle yapmadı. Genç ve meraklıydı. İhtiraslı ve maceraperest bir yanı da vardı. O tuhaf kedi şehrini biraz daha görmek istiyordu. Ne zaman ve ne şekilde orası kediler şehri haline gelmişti acaba? Şehrin nasıl bir örgütlenmesi vardı? Kediler orada ne yapıyorlardı? Mümkünse öğrenmek istiyordu. Böylesine garip bir yeri kendisinden başka görme şansı olan yoktu herhalde.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü günün akşamı çan kulesinin altındaki meydanda bir patırtı koptu. &#8220;Sanki insan kokusu geliyor gibi&#8221; dedi kedilerden biri. &#8220;Haklı olabilirsin. Şu birkaç gündür tuhaf bir koku alıyorum sanki&#8221; dedi bir başkası burnunu oynatarak. &#8220;Aslında benim içimde de öyle bir his var&#8221; diye onlara katılan da oldu. &#8220;Fakat, çok tuhaf, buraya hiç insan gelmez&#8221; dedi bir başkası. &#8220;Evet, elbette. İnsanların bu kedi şehrine girmelerine imkan yok. Fakat insan kokusunun geldiği de kesin.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Kediler birkaç gruba ayrılarak, sivil savunma birlikleri gibi şehri köşe bucak aramaya başladılar. İşi ciddiye aldıklarında kedilerin burnu hassaslaşıyordu. Kokunun geldiği noktanın çan kulesi olduğunu bulmaları çok zaman almadı. Yumuşak patileriyle çan kulesi merdivenleri pıtır pıtır tırmandıklarını duyabiliyordu genç adam. Hapı yuttum, diye düşündü. Kediler insan kokusuyla feci halde heyecanlanmış, öfkelenmiş gibiydiler. Uzun sivri tırnakları ve keskin beyaz dişleri vardı. Dahası bu şehir insanların ayak basmaması gereken bir yerdi. Yakalandığında başına neler geleceğini bilmiyordu, ama onların sırrını öğrendiği için bu şehirden de sağ çıkabileceğini sanmıyordu. Üç kedi çan odasına kadar tırmanıp etrafı kokladılar. &#8220;Tuhaf&#8221; dedi birisi uzun bıyıklarını titreterek. &#8220;Koku var, ama insan yok. Gerçekten tuhaf.&#8221; dedi bir diğeri. &#8220;Nihayetinde burada kimse yok. Başka yerlere bakalım. Fakat çok anlamsız.&#8221; Sonra kediler başlarını eğerek çekip gittiler. Merdivenlerden inerken duyulan ayak sesleri gecenin karanlığında kayboldu. Genç adam rahat bir nefes almıştı, ama o da bir anlam verememişti. Ne de olsa kedilerle dar bir mekanda burun burunaydı.</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/indir.jpg" rel="lightbox[659]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-664" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/indir.jpg" alt="kediler şehri" width="256" height="197" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Gözden kaçırmalarına imkan yoktu. Buna rağmen kediler nedense onu görememişlerdi. Genç adam elini gözünün önüne tuttu. Elini görebiliyordu. Şeffaflaşmış falan değildi. Tuhaftı. Yine de sabah olduğunda istasyona gidip öğleden önceki trenle bu şehirden ayrılmaya karar verdi. Orada kalması artık tehlikeli olacaktı. Şansının daha ne kadar yaver gideceğini bilemiyordu. Fakat ertesi gün öğleden önceki tren istasyonda durmadı. Adamın gözlerinin önünde hız kesmeden öylece geçip gitti. Öğleden sonraki trende durmadı. Adam makinist bölmesinde makinisti görebiliyordu. Pencerelerde de yolcuların yüzleri vardı. Fakat durmaya yeltenmemişti bile. İnsanlar treni bekleyen genç adamı görmüyor gibiydi, belki de istasyonu bile görmüyorlardı. Öğleden sonraki trenin ardından bakıp gözden kaybolmasını izlerken, etraf o ana kadar hiç olmadığı kadar sessizliğe gömüldü. Sonra güneş batmaya başladı. Artık kedilerin ortaya çıkmaya zamanıydı. Genç adam burada yitip gittiğini anlamıştı. Orası kedilerin şehri falan değildi. Nihayet fark etmişti. Orası, onun yitip gitmesi gereken yerdi. O yer, genç adam için hazırlanmış, bu dünyaya ait olmayan bir yerdi. Dahası tren, onun ait olduğu dünyaya geri götürmek için o istasyonda bir daha asla durmayacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">sources: Harry Gruyaert</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kediler-sehri/">Kediler Şehri</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedi Mektupları</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2015 10:16:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[comment]]></category>
		<category><![CDATA[kedi mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[oya baydar]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=615</guid>

					<description><![CDATA[<p>diyor Oya Baydar romanın ilk sayfalarında. Geçen hafta incelediğimiz White God filmine benzer biçimde bu seferki kahramanlarımız kediler. Hani kedili bir eve gittiğinizde şöyle bir koklar ya pisiler sizi önce&#8230; Bu kitapta da kediler koku mektupları aracılığıyla haberleşiyorlar. Küçük burunlar küçük rayihalarla titreşiyor, mutlu oluyor ya da üzülüyor. Siz de belki farkında olmadan evinizdeki kedinizin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/">Kedi Mektupları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-615"></span><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8220;Aylardan Mırtav, Aşk Mevsimi&#8230;&#8221;</div></div>
<p style="text-align: justify;">diyor Oya Baydar romanın ilk sayfalarında. Geçen hafta incelediğimiz White God filmine benzer biçimde bu seferki kahramanlarımız kediler. Hani kedili bir eve gittiğinizde şöyle bir koklar ya pisiler sizi önce&#8230; Bu kitapta da kediler koku mektupları aracılığıyla haberleşiyorlar. Küçük burunlar küçük rayihalarla titreşiyor, mutlu oluyor ya da üzülüyor. Siz de belki farkında olmadan evinizdeki kedinizin mektubunu taşıyor olabilirsiniz ayakkabınızda ya da çantanızın püskülünde, kim bilir?</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-623 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg" alt="Kedi Mektupları'nda" width="540" height="738" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg 540w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540-220x300.jpg 220w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8217;80 döneminde Almanya&#8217;ya sığınmak zorunda kalan, 12 yıl sürgünde yaşayan Oya Baydar, kedi sembolünü kullanarak o dönemin sürgün yaşamlarını betimlemiş <em><strong>Kedi Mektupları&#8217;nda.</strong></em> Romanda kedileriyle gurbette yaşayan insanların evlerine/memleketlerine duydukları özlem anlatılıyor. <em>&#8216;Kedi evine, köpek sahibine bağlıdır.&#8217;</em> diyor romanda. Evin yaşlı kedisi Nina da bu yüzden, sahiplerinin eski kedilerini neden özlediklerini anlamaya çalışıyor bir bölümde:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Özledikleri, çok mutlu oldukları ama bir daha hiç dönmeyecekleri bir yerin, bir zamanın , bir dünyanın adıydı Felix. Yalnızca bir kedi değil, çok değer verip de kaybettikleri bir şeydi.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-624" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg" alt="kedi mektupları" width="467" height="700" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg 467w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kediler, mektuplarda sahiplerinin diğer davranışları üzerine de kafa yoruyorlar. Neden sahipleri hep böyle hüzünlüdür ki sanki?</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Hayatın anlamı nedir, sorusu çok saçma geldi Gece&#8217;ye.Havadaki binlerce, milyonlarca koku;renk renk, biçim biçim,koku koku, titreşim titreşim kaynaşan hayat; rüzgarın ürpertisi, suyun ıslak serinliği, güneş ışınlarının ılık mutluluk iğneleri , çiçeklerin renkleri, otların kokusu; karnın acıkması, sonra açlık geçtikten sonra duyulan haz, tüylerin uçlarındaki tatlı ürperti, bir kedi üstünüze çöküp ensenizi dişleyerek mırnavlarken hissedilen ince şimşek çakışı, daha bunun gibi binlerce duygu, milyonlarca titreşimdir hayatın anlamı.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-626" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg" alt="kedi mektupları" width="540" height="360" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg 540w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Romanın başlarında Nina, sahiplerinin üzgün hallerini kendi köpek deneyimi gibi görmeye çalışır. Ancak bir türlü de empati kuramaz; <em>&#8220;Şurada bir kentte bir duvar yıkıldı diye iki yıldır bütün huzurları kaçtı evdekilerin.&#8221;</em> Evde kullanılar bazı kelimeler de yabancıdır kediler için:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8220;Kimse aç kalmasın , kötülük olmasın demekte ne var? Kim istemez ki bunu? Biz kediler hepimiz komünistiz demek ki! &#8220;</div></div>
<p style="text-align: justify;">Romanın sonlarına doğru anlıyoruz ki, kediler insanlara ne kadar yaklaşır onların dünyalarına ne kadar girerlerse mutsuz olmaya başlıyorlar. <em>&#8221; Biz hayatımızı yaşarız oysa insanlar hayatlarıyla dövüşürler&#8221;</em> diyen kedi de ne güzel anlatır olayı aslında. Kediseverleri hem gülüp hem ağlatan Kedi Mektupları, kedi patileriyle kalbinize bir mühür vuracak.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-627" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg" alt="kedi mektupları" width="500" height="333" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg 500w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tüm kedilerin kara kışı atlatıp Aşk mevsimini görmesi dileğiyle&#8230;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/">Kedi Mektupları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedi bir Umut&#8217;tur</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kedi-bir-umuttur/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kedi-bir-umuttur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2015 19:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[haytap]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi bir Umut'tur]]></category>
		<category><![CDATA[kedici]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mitoloji&#8217;ye göre Pandora, kendine açılmamak üzere kötülüklerle dolu  bir kutu verilince merakına çok fazla dayanamaz ve kutuyu açar. İçindeki tüm kötülükler serbest kalacakken Pandora son anda kutuyu kapatır, kutuda sadece umut kalır. Umut hep  aşığın, dindarın, fakirin avuntusu olmuş. Bazen doğan günün adı bazen de yıllarca beklenen bir çocuğun adı&#8230;  Peki bizi ayakta tutan bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-bir-umuttur/">Kedi bir Umut’tur</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="content" style="text-align: justify;">Mitoloji&#8217;ye göre Pandora, kendine açılmamak üzere kötülüklerle dolu  bir kutu verilince merakına çok fazla dayanamaz ve kutuyu açar. İçindeki tüm kötülükler serbest kalacakken Pandora son anda kutuyu kapatır, kutuda sadece umut kalır.<br />
Umut hep  aşığın, dindarın, fakirin avuntusu olmuş. Bazen doğan günün adı bazen de yıllarca beklenen bir çocuğun adı&#8230;  Peki bizi ayakta tutan bu &#8216;şey&#8217; nasıl olur da Pandora&#8217;nın kötülük kutusuna dahil edilmişti? Nietzsche diyor ki: &#8220;<em>O zamandan beri, kutuyu ve içindeki umut&#8217;u iyi olarak yorumladık.Fakat, Zeus&#8217;un arzusunun insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.</em>&#8220;</div>
<div class="content" style="text-align: justify;">Umut kelimesiyle ilk tanıştığımda ilkokuldaydım. Şöyle diyordu sakızımın içinden çıkan kağıt:</div>
<div class="content" style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/ozge_is.jpg" rel="lightbox[375]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-379" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/ozge_is-225x300.jpg" alt="umut" width="225" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/ozge_is-225x300.jpg 225w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/ozge_is.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a></div>
<div class="content" style="text-align: justify;">Umut adında arkadaşlarım oldu sonra. Babaannem, <em>&#8220;Allah&#8217;tan ümit kesilmez&#8221;</em> demişti komşusuna bir gün. Yıllar geçti, aşık olup başka Umutlar bekledim kalbimde. Geçen yıllar çok umutlar söndürdü kalbimin üzerinde. Bir duvar yazısı kestirip attı umudu:</div>
<div class="content" style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_nsvqvw0dro1rixnfho1_5401.jpg" rel="lightbox[375]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-380 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_nsvqvw0dro1rixnfho1_5401.jpg" alt="Kedi bir Umut'tur" width="540" height="401" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_nsvqvw0dro1rixnfho1_5401.jpg 540w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_nsvqvw0dro1rixnfho1_5401-300x223.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a></div>
<div class="content" style="text-align: justify;"></div>
<footer>
<footer>
<div class="feedback" style="text-align: justify;">Şimdi Goethe&#8217;nin dediği gibi az ümit edip çok şey elde etmeyi öğrendik hayatta. Sınavlarla, stresle, depresyonla, hastalıklarla başa çıkmayı öğrendik. Umuda bel bağlamayı tembihlenip yaşamın zorluğuna, fakirliğe, açlığa, işsizliğe alıştık. Ama gel gör ki şu insanların piçliğine alışamadık. Şu an anlatacağım hikayenin hiç bir açıklaması yok aslında. Bu bir olaylar dizisi. Bunu bizzat yaşayan varlığın zenginlik, mutluluk, aşk gibi umutları yoktu ki hayatta.</div>
<div class="feedback" style="text-align: justify;"></div>
<div class="feedback" style="text-align: justify;">Kedi Umut. Doğa ve Hayvanları Koruma Derneği (DOHAYKO) Osmaniye Temsilcisi Nevin Tülücü, 23 Şubat&#8217;ta Yunus Emre Mahallesi&#8217;nde yol kenarında yaralı bir kedi olduğu bilgisi üzerine bölgeye gider. Yavru kedinin ön ayaklarının kesilmiş olduğunu gören Tülücü, kediyi hemen özel bir veteriner kliniğine götürür. Burada yapılan cerrahi müdahalenin ardından kedinin kesilen ön ayakları sarıldıktan sonra kedi, yaşamını sürdürebilmesi için oyuncak bir arabaya bağlanır. Ancak yaralı kedi, Osmaniye Belediye Başkanı MHP &#8216;li Kadir Kara&#8217;nın talimatıyla Ankara Kedi Hastanesi&#8217;ne gönderilir. Kediyi tedaviye alan veteriner hekim Tarkan Özçetin DHA muhabirine, &#8216;Umut&#8217; adını verdikleri kedinin tren altında kalarak bacaklarının kesilmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını dile getirir. Özçetin, &#8220;Kedilerle de ilgilenen 20 yıllık bir hekim olarak böyle bir şeyin olması, tren kazasıyla, rayların üstünden trenin geçmesiyle pek mümkün değil. Kedinin iki ön bacağı kesilmiş. Söylemekte zorlanıyoruz, bunu ruh hastası ya da cani ruhlu bir insanın yapmış olma olasılığı çok daha yüksek. Maalesef bir şekilde kesilmiş, koparılmış.&#8221; <a href="http://www.radikal.com.tr/turkiye/tekerlekli_kedi_bir_ruh_hastasinin_kurbani-1178646">bkz.</a></div>
<div class="feedback"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/fft81_mf2112323.jpeg" rel="lightbox[375]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-383 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/fft81_mf2112323.jpeg" alt="Kedi bir Umut'tur" width="542" height="290" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/fft81_mf2112323.jpeg 542w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/fft81_mf2112323-300x161.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 542px) 100vw, 542px" /></a></div>
<div class="feedback" style="text-align: justify;">Umut şimdi tamamen iyileşti ama ömür boyu engelli bir kedi olarak kalacak. Bu sürecin ardından hastane yönetimi tarafından Umut adına bir suç duyurusunda bulunulmuş. Dilekçede şu ifadeler geçiyor:</div>
<div class="feedback" style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Ben bir kediyim. Daha önce bildiğim bir adım yoktu, bir süredir çevremdeki insanlar bana ‘Umut’ diye sesleniyor. Bir süre önce iki ön ayağımı kaybettim. Seninle aynı dili konuşmadığım için sana ve diğer insanlara yaşadıklarımı ve bu olayın nasıl olduğunu anlatamıyorum. Aynı dili konuşamasak da, şimdi çevremde beni anlamaya çalışan iyi insanlar var. Onlar bir yandan başıma neler geldiğini ve benim iki ön ayağımı kimin aldığını araştırıyorlar, bir yandan da beni hayatta tutmak için adına tedavi dedikleri bazı şeyler yapıyorlar. Benim yaşamamı istiyorlar. Ben de yaşamaya devam etme ve hayatta kalma isteği içindeyim, ancak kendi başıma bunu başarabilmem mümkün değil. Buraya gelmeden önce çok acılar çektim, kötü şeyler yaşadım. Bunu anlayabileceğine inanıyorum çünkü senin gibi bir can taşıyıp, seninkine benzer acılar yaşıyorum. Benim yaşadıklarımı yaşamanı istemem, ama biliyorum ki ikimiz de aynı dünyanın iyilik ve kötülükleriyle yaşamaya çalışıyoruz. Bir gün benim karşılaştığım kötülüğün aynısı ile karşılaşabilir ve aynı acıyı sen de yaşayabilirsin. Bu yüzden benimle empati kurabileceğine ve acımı hissedebileceğine inanıyorum. Sevgili insan, senden isteğim; beni sakat bırakıp, bana bu acıları yaşatanları bulman ve bir daha hiçbir türden hiçbir canlıya böyle bir acının yaşatılmaması için gereğini yapmandır. Bu toplumda insanlarla ve diğer canlılarla birlikte yaşayan bir kediyim ve bana yapılan suçun cezasız kalmaması için adalet istiyorum. Biliyorum ki, tüm canlı türler olarak hepimiz bu dünyada eşit ve iyi şartlarda yaşama hakkına sahibiz.Ancak aramızda sadece rasyonel düşünebilen ve konuşabilen canlı olarak, bu dünyadaki kötülükleri değiştirebilme ve senin türünün oluşturduğu toplumlarda yaşayan diğer canlılar için de adaleti sağlayabilme yeteneğine sahipsin. Bu yüzden senden yardım istiyorum. Bu dilekçeyi çevremde bana yardımcı olmaya çalışan insanlar benim ağzımdan kaleme aldılar. Bir kedi olduğum için dilekçe yazmayı da, imza atmayı da bilmiyorum. İnsan dostlarım patimi basarak, bu dilekçeye kendimden bir iz bırakmamı istediler; ancak bu istekleri onları daha çok üzdü. Çünkü benim iki ön patim artık yok. Arka patilerimden biri de hâlâ yaralı olduğu için sağlam kalan son patimi bu dilekçeye basıyorum.</div></div></div>
<div class="feedback"></div>
<div class="feedback"></div>
<div class="feedback"><a href="http://www.haberturk.com/yasam/haber/939456-bu-tek-saglam-patim" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-384 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/939456_b7de217b46e560a9536048f028d4a8a2.jpg" alt="Kedi bir Umut'tur" width="441" height="257" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/939456_b7de217b46e560a9536048f028d4a8a2.jpg 441w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/939456_b7de217b46e560a9536048f028d4a8a2-300x175.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 441px) 100vw, 441px" /></a></div>
</footer>
</footer>
<div class="feedback"><iframe loading="lazy" src="//www.youtube.com/embed/9bSyicNwxVA" width="540" height="380"></iframe></div>
<div class="feedback"></div>
<footer>
<footer>
<div class="feedback" style="text-align: justify;">Tarkan Bey, İz TV&#8217;nin <a href="http://www.kedihastanesi.com/" target="_blank">Kedi Hastanesi</a>&#8216;nde çektiği <a href="http://www.iztv.com.tr/kusaklar/program-kedilerin-hastanesi" target="_blank">belgeselde</a> kediye niçin Umut adını verdiğini sesi titreyerek anlatıyor. O an acı çekmeyen insanın umut sözcüğünü kullanmasına gerek olmaz ki diye düşünüyorum. Umut&#8217;u ve çektiği acıyı düşünüyorum.  Ama Umut şimdiki yuvasında yani Kedi Hastanesinde çok mutlu. Hatta çok yakında Umut&#8217;un,  onun için Türk Mühendisler tarafından geliştirilen bir protezle yürüyebileceği haberleri var. Umut&#8217;un, hiçbir şey için umut olmamasını isterdim, bir kedi sadece mutluluk olur, huzur olur, dost olur ki!</div>
</footer>
</footer><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-bir-umuttur/">Kedi bir Umut’tur</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kedi-bir-umuttur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
