<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazar | Kedi Güncesi</title>
	<atom:link href="https://kediguncesi.com/category/yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kediguncesi.com</link>
	<description>Hande Gökçe</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Nov 2018 10:54:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>
	<item>
		<title>Eğitim Sanatı</title>
		<link>https://kediguncesi.com/egitim-sanati/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/egitim-sanati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Sep 2018 07:10:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[steiner]]></category>
		<category><![CDATA[Waldorf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=1018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. M.K. Atatürk &#8216;A Modern Art of Education&#8217; adlı eserinde Rudolf Steiner, 1924&#8217;te verdiği 14 konferansı kapsayan konuşmaları aracılığıyla eğitimin antik Yunan&#8217;a uzanan köklerini, kendi spiritüel bakış açısıyla harmanlayarak bugün sıkça adından söz ettiren Waldorf okullarının temel prensiplerini anlatır. Steiner şu sıralar temel ilkeleriyle çocuklarını &#8220;wild and [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/egitim-sanati/">Eğitim Sanatı</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. M.K. Atatürk</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8216;A Modern Art of Education&#8217; adlı eserinde Rudolf Steiner, 1924&#8217;te verdiği 14 konferansı kapsayan konuşmaları aracılığıyla eğitimin antik Yunan&#8217;a uzanan köklerini, kendi spiritüel bakış açısıyla harmanlayarak bugün sıkça adından söz ettiren Waldorf okullarının temel prensiplerini anlatır. Steiner şu sıralar temel ilkeleriyle çocuklarını &#8220;wild and free!&#8221; yetiştirmek isteyen ve &#8220;homeschooling&#8221; taraftarı binlerce Avrupalı ve Amerikalı annenin gözdesi. Ancak Türkiye&#8217;de durum çok farklı.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025.jpg" rel="lightbox[1018]"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1024" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-768x512.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-1024x683.jpg 1024w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-810x540.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025-1140x760.jpg 1140w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2018/09/IMG-20180423-WA0025.jpg 1269w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><span id="more-1018"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ben İdil doğduktan birkaç ay sonra onun dilinden daha iyi anlamak için bebek bakımı, eğitimi üzerine kitap araştırmaya başlamıştım. Yurt dışı trendleri öncüllü bir de liste çıkardım. Ancak ne kadar aradıysam da yurt dışında neredeyse bir asır önce yayınlanmış birçok kitabın ya hiç Türkçe&#8217;ye çevrilmediğini ya da birkaç baskı sonrası garip bir şekilde yayından kalktığını gördüm. Ülkemizde nasıl böyle bir eğitim boşluğu olduğunu gördüğümde çok üzüldüm.  Türk annesinin, öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin bu kitaplardan ne sebeple mahrum kaldığını da anlayabilmiş değilim.</p>
<p style="text-align: justify;">Okudukça ve araştırdıkça bu konudaki bilgi eksikliğimizin çok ciddi düzeyde olduğunu anladım. Bu yüzden çoğunluğunu yabancı kitapların oluşturduğu bir liste yaptım arkadaşlarımla da paylaşmak için. İleride içerikleriyle ilgili de paylaşımlar yapacağım ve maalesef çoğunu Türkçe bulamayacağınız kitapların listesini burada paylaşmak istiyorum. Bu arada ben yaptığım araştırmalar sonucu Steiner ekolünü örnek aldım. Montessori&#8217;den de faydalandığım yerler yok diyemem ancak Waldorf esaslı eğitim yaklaşımı, kendi ideallerime daha uygun diyebilirim. Steiner ve tüm eserleri şu anda internette paylaşıma açık. Biraz araştırmayla- tabii ki İngilizce olarak- bulup indirebilirsiniz.</p>
<p>İşte kitap listem;</p>
<ul style="list-style-type: circle;">
<li>A Modern Art of Education</li>
<li>Simplicity Parenting</li>
<li>You Are Your Child&#8217;s First Teacher</li>
<li>The Last Child in The Woods</li>
<li>Beyond the Rainbow Bridge</li>
<li>Sitting still like a frog</li>
<li>Brain Training for Babies</li>
<li>The Aware Baby</li>
<li>How Children Learn</li>
</ul>
<p>İyi Okumalar!</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/egitim-sanati/">Eğitim Sanatı</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/egitim-sanati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Özgürleşmesi-2</title>
		<link>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-2/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2016 08:21:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Dostlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[animal rights]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan özgürleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[peter singer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıda Peter Singer &#8216;ın Hayvan Özgürleşmesi kitabının 3. ve 4. bölümlerindeki &#8220;Sınai Çiftlikler&#8221; ve &#8220;Vejeteryan Olmak&#8221; bölümlerindeki konuları ele alıp ülkemizde de son zamanlarda dikkat çeken tavuk yetiştirme metodlarına  ve bunun insan sağlığı ve hayvan hakları ile ilgisine dikkat çekmek istiyorum.  Bilindiği üzere artık tavuklar hormonlarla çok kısa bir süre içinde kesilecek hale getirilebilmekte. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-2/">Hayvan Özgürleşmesi-2</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu yazıda Peter Singer &#8216;ın Hayvan Özgürleşmesi kitabının 3. ve 4. bölümlerindeki &#8220;Sınai Çiftlikler&#8221; ve &#8220;Vejeteryan Olmak&#8221; bölümlerindeki konuları ele alıp ülkemizde de son zamanlarda dikkat çeken tavuk yetiştirme metodlarına  ve bunun insan sağlığı ve hayvan hakları ile ilgisine dikkat çekmek istiyorum. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o340m7037B1r8brruo1_540.jpg" rel="lightbox[944]"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-948" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o340m7037B1r8brruo1_540-300x225.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="225" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o340m7037B1r8brruo1_540-300x225.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o340m7037B1r8brruo1_540.jpg 540w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bilindiği üzere artık tavuklar hormonlarla çok kısa bir süre içinde kesilecek hale getirilebilmekte. Normalde ömrü 7 yıl olan bir tavuk , artık 7 haftalıkken yani 2-2,5 kg olduğunda kesimhaneye üstelik yediklerini hemen besine dönüştüremediği için de aç bir şekilde gönderilir. Kesimhane işin belki de mutlu sonu diyebiliriz. Neden mi? Bu kısacık hayat bile onlar için hiç mutlu geçmiyor. Küçük kafeslerde kendi dışkılarına ve kokusuna maruz kalarak ayakları içinde tutuldukları tellere yapışarak stres içinde yaşıyorlar. Doğada hiyerarşik olarak birbirlerini gagalayan tavuklar bu dar kümeslerde bu işi fazlasıyla abarttıkları için de gagaları daha civcivken kesiliyor. Yine aynı şekilde toz banyosu yapamadıkları için tüylerini tellere sürterek kendilerine zarar verip bu doğal ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Yok eğer biz sadece yumurtasını istiyoruz derseniz durum çok daha vahim. Zorla tüyleri döktürülen(aç bırakılarak) tavuklar mevsimsel faktörler ortadan kaldırılarak daha sık yumurtlamaya zorlanıyorlar. Üstelik insanlar nasıl ki tuvaletini yapmak için mahrem bir yer ararsa, tavuklar da yumurtlamak için uygun bir yer arıyor, o sıkışıklıkta bulana kadar yumurtayı tutabildiği kadar içinde tutuyor. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o1t1i7zzKE1tm3qt3o1_540.jpg" rel="lightbox[944]"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-949" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o1t1i7zzKE1tm3qt3o1_540-225x300.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="225" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o1t1i7zzKE1tm3qt3o1_540-225x300.jpg 225w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o1t1i7zzKE1tm3qt3o1_540.jpg 540w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Maalesef bu yaşam koşulları sadece tavuklar için geçerli değil. Tüketicinin ihtiyacı ve isteklerine göre hayvanlarının gördüğü muamele de değişiyor. Örneğin; süt buzağılarının üretiminde 2 temel unsur vardır. Birincisi, hayvanın en kısa zamanda en fazla kiloyu alması, ikincisi ise etinin mümkün olduğunca açık renkli olmasıdır. Hayvan ne denli anemik olursa bu ikinci koşul da o denli sağlanmış oluyor. Bunun sonucunda demir eksikliği çeken danalar ardında tutuldukları telleri yalıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz tabağımızdaki etin bir hayvan vücudu olduğunu unutarak yemeğimizi afiyetle yiyor, işin acı verici bölümlerini görmezden geliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın dikkat çektiği bir diğer konu da dinin insanlar üzerindeki etkisi. Bu konuda çok katıldığım şu sözleri söylüyor: &#8220;Din mensupları hayvan kesimi konusundaki mevcut yorumların dinlerindeki merhamet öğretisinin ruhuna uygun olup olmadığı üzerine kafa yormak zorunda.&#8221; <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o8kuddihRJ1shzvcmo1_540.jpg" rel="lightbox[944]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-951" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o8kuddihRJ1shzvcmo1_540-300x209.jpg" alt="hayvan özgürleşmesi" width="300" height="209" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o8kuddihRJ1shzvcmo1_540-300x209.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o8kuddihRJ1shzvcmo1_540-145x100.jpg 145w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_o8kuddihRJ1shzvcmo1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İşin ekonomik ve besin değeri yönü var bir de. Şöyle ki, açık bir arazide otlatılan bir inek kesildiğinde elbette ki protein temin ederiz. Ancak aynı inek bir mezbahada yetiştirildiğinde bu kez onu besleme sorunu ortaya çıkar. Bu da kendi besinimizi onlara yedirmek zorunda olduğumuz anlamına gelir. Peki ne uğruna ? Çıkan sonuç oldukça komik. Çünkü ineğe verilen 21 kg. protein karşılında ancak 1 kg. hayvansal protein elde ediliyor. Yani zengin bir insan 1 kilo et yiyebilecek diye, fakir insanlar tarlalarda 21 kg. besin üretmek zorunda. Bunun yanı sıra yulaf ve brokoli gibi besinler sığır etine göre dönüm başına 25 kattan fazla kalori üretiyor. Süt üretiminde de brokoli sütten 5 kat fazla kalsiyum sağlıyor.</p>
<div id="attachment_950" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_mtufnxXjo41rz1ki7o1_540.jpg" rel="lightbox[944]"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-950" class="size-medium wp-image-950" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_mtufnxXjo41rz1ki7o1_540-300x192.jpg" alt=" EPA/MAXIM SHIPENKOV" width="300" height="192" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_mtufnxXjo41rz1ki7o1_540-300x192.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/07/tumblr_mtufnxXjo41rz1ki7o1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><p id="caption-attachment-950" class="wp-caption-text">EPA/MAXIM SHIPENKOV</p></div>
<p style="text-align: justify;">Evet, bir çok açıdan vejetaryanlık konusunda emin olamıyoruz belki. Aynı proteini başka besinlerden elde edebileceğimiz konusunda şüphelerimiz var. Ancak yazar bu konuda da &#8216;protein bütünlemesi&#8217; denen bir kavramla karşımıza çıkıyor. Farklı gıdalardaki farklı protein türleri birarada alındığında özel bir biçimde birbirlerini bütünler ve vücudun bu gıdaları ayrı ayrı tüketildiğinde özümleyeceğinden daha fazla protein özümlemesi sağlanır. Örneğin; fasulye ya da mercimeğin yanında pirinç  ve ya mısır yiyen biri, protein bütünlemesi ilkesini hayata geçirmiş olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Peter Singer hayvanlar konusu dahil birçok alanda özellikle etik konusunda dünyaca ünlü bir yazar. Bu kitabını da özellikle çok faydalı bulduğumu söylemeliyim. Vejetaryan olmak için önümde atılacak pek çok adım var ancak yavaş yavaş bu yönde ilerlediğimi hissediyorum. Doğa ve hayvanlar umrunuzdaysa bu kitabın başucunuzda vazgeçilmezler arasında olacağından eminim. İyi okumalar!</p>
<p style="text-align: justify;">visual source: <a href="http://t.umblr.com/redirect?z=http%3A%2F%2Fwww.aakashnihalani.com%2F&amp;t=ZDIzYWEzYjc2YWJhZThiZDIxZmEwNTY3ZjFjMDI4NDM5YzY0ZjIxNyw3d2w3NEdVUQ%3D%3D">Aakash Nihalani</a></p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-2/">Hayvan Özgürleşmesi-2</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/hayvan-ozgurlesmesi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Room / Gizli Dünya</title>
		<link>https://kediguncesi.com/room-gizli-dunya/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/room-gizli-dunya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2016 18:32:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[brie larson]]></category>
		<category><![CDATA[emma donoghue]]></category>
		<category><![CDATA[gizli dünya]]></category>
		<category><![CDATA[jack]]></category>
		<category><![CDATA[joy]]></category>
		<category><![CDATA[room]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oğullar ve Rencide Ruhlar&#8217;ın 5 yaşındaki kahramanı Alper Kamu kendi hikayesine şöyle başlar, &#8220;Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. &#8221; ve devam eder, &#8220;Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/room-gizli-dunya/">Room / Gizli Dünya</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Oğullar ve Rencide Ruhlar&#8217;ın 5 yaşındaki kahramanı Alper Kamu kendi hikayesine şöyle başlar, &#8220;Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. &#8221; ve devam eder, &#8220;Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşıyordum. &#8220;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno8_540.jpg" rel="lightbox[865]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-871" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno8_540-300x200.jpg" alt="room" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno8_540-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno8_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Emma Donoghue &#8216;nun gerçek bir olaydan (<a href="http://www.cnnturk.com/2009/yasam/diger/03/17/sapik.babanin.kizinin.ifadesinden.bazi.detaylar/518135.0/">bkz</a>.) esinlenen romanından uyarlanan Room, 7 yıl önce yabancı bir adam tarafından kaçırılan annesiyle 10 metrekarelik bir bahçe kulübesinde yaşayan Jack&#8217;in yaşamını konu alıyor. Tek bildiği hayat bu odadan ibaret olan Jack için yaşam aslında sandığımız kadar da sıkıcı değil. Yumurta kabukları, tv, lavabo gibi eşyalar onun çocuk dünyasında eğlence kaynağı olabiliyor. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno3_400.jpg" rel="lightbox[865]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-873" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno3_400-300x169.jpg" alt="room" width="300" height="169" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno3_400-300x169.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1xepi8noq1uq84jno3_400.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Annesiyle oynamak ve banyo günleri ona mutluluk veriyor. Filmin ilk başlarında uzun saçları ve kız gibi konuşmalarıyla kız-erkek ayrımını yapamamanın verdiği rahatsızlıkla  annenin çocuğu biraz farklı  yetiştirmiş olabileceğini düşünebiliriz. Ancak Jack için tek rol model annesidir. Filmin diğer kahramanı anne yani Joy (neşe!) için ise durum çok daha katlanılamaz bir yola girmekte. Jack&#8217;in aksine dışarıdaki hayatı bilen Joy bir gün odadan Jack&#8217;in kurtulması için bir plan yapar. Ne var ki Jack&#8217;in odadan çıkması için bazı şeylere katlanması gerekir. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1d98uclv51srnwquo4_400.gif" rel="lightbox[865]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-874" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1d98uclv51srnwquo4_400.gif" alt="room" width="268" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><i>&#8220;Joy: Onu seveceksin.</i></p>
<p><i>Jack: Neyi?</i></p>
<p><i>Joy: Dünyayı.”</i></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin trailerını izlediyseniz bu planın başarıya ulaşıp ulaşmadığını zaten bilirsiniz. Film, adam kaçıran sadiste değil umuda ve çocuk iyimserliğine odaklanmaktadır. Bu açıdan film bir korku ve gerilim filmi değildir. Hem biz her ne kadar ikisinin de odadan kurtulmalarını istesek de ODA, klostrofobik bir ortamdan ziyade hassas bir aile hayatı barındırır. Joy yaşadığı tüm zorluklara rağmen içsel bir özgürlük alanı yaratır Jack&#8217;e. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1d98uclv51srnwquo10_400.gif" rel="lightbox[865]"><br />
</a></p>
<p><em>Joy: Ben iyi bir anne değilim.</em></p>
<p><em>Jack: Ama sen annesin! </em></p>
<p style="text-align: justify;">Jack için dışarıdaki dünya biz her ne kadar başta aksini düşünsek de çok daha alışılabilir. Bir bebeğin hayata dair önyargıları ve beklentileri olmadığı gibi Jack de gördüğü duyduğu her şeye hemen uyum sağlar. Evet başta her ne kadar annesine inanmak istemese de Jack annesi kadar zorluk çekmez. Kaybettiği yıllar ve insanlar için üzülen Joy bunu daha fazla kaldıramaz ve hastalanır. <a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1d98uclv51srnwquo1_250.gif" rel="lightbox[865]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-877" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o1d98uclv51srnwquo1_250.gif" alt="room" width="250" height="162" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Jack: Dünyada bir sürü &#8216;yer&#8217; var. Daha az vakit var çünkü zaman, tereyağı gibi tüm bu &#8216;yer&#8217;lerin üzerine yayılmak zorunda. Bu yüzden tüm insanlar &#8216;Acele et! Hadi! Çabuk! Yetiş! Hemen bitir! &#8216; diyorlar. Annem cennete gitmek için acele etti, ama beni unuttu. Aptal Annem! Bu yüzden uzaylılar onu aşağı attı. Bam! Ve O&#8217;nu kırdılar.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Jack ise bu yeni yaşamı anlamlandırmaya çalışmaktadır. <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-875" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/04/tumblr_o167hbfJ1v1qljqu0o6_400.gif" alt="room" width="268" height="145" /></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Jack: 37 saattir dünyadayım. Pankekler , merdivenler, kuşlar, pencereler ve yüzlerce araba gördüm. Ve bulutlar ve polisler ve doktorlar ve büyükanne ve büyükbaba&#8230; Dünya sanki tüm tv kanalları aynı anda açıkmış gibi bir yer, bu yüzden neye bakıp kulak kabartacağımı bilmiyorum. Kapılar var ve&#8230; daha çok kapı. Ve kapıların ardında başka içeriler ve dışarılar var&#8230; ve görünmeyen mikroplar her yerde geziniyorlar. Küçükken az şey bilirdim. Ama şimdi 5 yaşındayım, HER ŞEYİ biliyorum.</em></p>
<p>Sources: <a href="http://www.telegraph.co.uk/film/room/review/">telegraph </a>, <a href="http://www.bustle.com/articles/115787-is-room-a-true-story-the-heartbreaking-movie-seems-ripped-from-the-headlines">bustle</a>,<a href="http://www.theguardian.com/film/2016/jan/17/room-review-lenny-abrahamson-brie-larson-jacob-tremblay">  the guardian</a></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/room-gizli-dunya/">Room / Gizli Dünya</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/room-gizli-dunya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzgün Kediler Gazeli</title>
		<link>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2016 15:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[akrostiş]]></category>
		<category><![CDATA[engin turgut]]></category>
		<category><![CDATA[haydar ergülen]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[üzgünkediler gazeli]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=793</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk kedisi Mısır onu bulduğunda tam 42 yaşındaymış Haydar Ergülen. Bu durum için &#8220;Bir &#8216;sonradan sevme&#8217; hali vardır ki, aşka tekabül eder&#8221; diyor şair. 25 yaşında ilk kez bir kedi tarafından sevildikten sonra ne kadar geç kaldım diye hayıflanırdım oysa ben. Kedisi Mısır&#8217;dan sonra insan ve kediyi ayırmamayı öğrenen Haydar Ergülen &#8216;i ben Üzgün Kediler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/">Üzgün Kediler Gazeli</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Kelimeler sokak kedileri kardeşlerim n&#8217;olur</p>
<p style="text-align: justify;">Sizin başınıza gelen benim de başıma gelsin!</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-798" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500-300x199.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="199" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500-300x199.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nc7x7xLDaj1txp8kjo1_500.jpg 500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İlk kedisi Mısır onu bulduğunda tam 42 yaşındaymış Haydar Ergülen. Bu durum için &#8220;Bir &#8216;sonradan sevme&#8217; hali vardır ki, aşka tekabül eder&#8221; diyor şair. 25 yaşında ilk kez bir kedi tarafından sevildikten sonra ne kadar geç kaldım diye hayıflanırdım oysa ben. Kedisi Mısır&#8217;dan sonra insan ve kediyi ayırmamayı öğrenen Haydar Ergülen &#8216;i ben Üzgün Kediler Gazeli adlı eseriyle tanıdım . Nefesler, gazeller ve akrostişler kitabı &#8216;Üzgün Kediler Gazeli&#8217;  2008 Metin Altıok Şiir Ödülü&#8217;nün de sahibiymiş aynı zamanda.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">o bir dile sığınmıştı, sözü içinde yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde ben eski kalmıştım, senin içinde oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!</div></div>
<p style="text-align: justify;">Sokak kedileri, ilk kedisi Mısır , kızı Kiraz &#8216;a ve kendi kızı Nar&#8217;a adamış şair bu kitabını. Ama Nar daha doğmadan melek olmuş Mısır. Kedilerin insanın merhametine terk edilmiş olmalarından dolayı onlara karşı bir ilgi talebinden doğmuş bu kitap da.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;ölürsem senin için en güzel ben ölürüm</p>
<p style="text-align: justify;">hadi vur beni bıçağa, bıçağa ve aşka vur!</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-794" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500-300x214.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="214" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500-300x214.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nhbwsddzZu1u4ekk7o1_500.jpg 500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kitaba ismini veren şiir &#8216;Üzgün Kediler Gazeli &#8216; ise yazarın arkadaşı Engin Turgut tarafından yazılmış.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;Kedim kendisini evin uysal şiiri sanıyor, şiirin aklı kısa tırnakları uzun</p>
<p style="text-align: justify;">Kedim kendisini bilge sanıyor sokakların ve aşkın ısrarla özlediği</div></div>
<p style="text-align: justify;">Bu güzel hüzünlü kitap, kedilerin süslediği haikular, akrostişler ve çok sevdiğim kelime oyunlarıyla dolu. &#8216;Cam Alfabeler&#8217; ve &#8216;Gam Heceler&#8217; küçük tatlı/acı sürprizleri kitabın. Şairin kızı Nar da epey rol çalmış bu güzel şiirlerin içinde.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Nar dahi açılsa tanesi narin</p>
<p style="text-align: justify;">üzüm yatağında ateş, yüreği serin</p>
<p style="text-align: justify;">elma sırmış meğer ötesi derin</p>
<p style="text-align: justify;">bir elmayı soyamadım erenler</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540.jpg" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-799" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540-222x300.jpg" alt="üzgün kediler gazeli" width="222" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540-222x300.jpg 222w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_nzqb6oPTqp1usjhkoo1_540.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda şairin Üzgün Kediler Gazeli adlı köşe yazısına da şuradan ulaşabilirsiniz:<a href="http://www.radikal.com.tr/yazarlar/haydar-ergulen/uzgun-kediler-gazeli-816256/" target="_blank">bkz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Çocuğu içinden atarsan anne olursun</p>
<p style="text-align: justify;">yağmuru parka atarsan üzgün</p>
<p style="text-align: justify;">şiiri içinden atarsan şair olursun</p>
<p style="text-align: justify;">şiiri içine atarsan</p>
<p style="text-align: justify;">içine atmış olursun yalnızca&#8230;</div></div>
<p style="text-align: justify;">Şairle ilgili güzel bir ropörtajı da şuradan okuyabilirsiniz: <a href="http://arsiv.mevsimsiz.net/y-4979/Uzgun_Kediler_Gazeli:_Haydar_Ergulen/" target="_blank">bkz.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540.png" rel="lightbox[793]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-800" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540-300x248.png" alt="üzgün kediler gazeli" width="300" height="248" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540-300x248.png 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/02/tumblr_o2nc62OoyP1qh66wqo2_540.png 540w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">aşk diyorlar, şiir için bazen aşırı sebeptir</p>
<p style="text-align: justify;">sebebim yok , ayrılığı övsün bari şu kötü gazelim</div></div>
<p style="text-align: justify;">sources:Valentine Kleyner,<a href="http://www.radikal.com.tr/yazarlar/haydar-ergulen/uzgun-kediler-gazeli-816256/" target="_blank"> radikal</a>, <a href="http://arsiv.mevsimsiz.net/y-4979/Uzgun_Kediler_Gazeli:_Haydar_Ergulen/" target="_blank">mevsimsiz</a></p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/">Üzgün Kediler Gazeli</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/uzgun-kediler-gazeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Virginia Woolf</title>
		<link>https://kediguncesi.com/virginia-woolf/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/virginia-woolf/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 10:38:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[son mektup]]></category>
		<category><![CDATA[virginia woolf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=669</guid>

					<description><![CDATA[<p>59 yaşında cebinde taşlarla kendini bir ırmağa bırakan, hem kırıcı hem bir o kadar kırılgan, delilik nöbetleri arasında yazma istenciyle hayata bağlanıp beğenilmeme korkularıyla boğuşan bir kadın, adıyla müstesna Virginia Woolf &#8216;un eşine yazdığı son mektubu bir de ben paylaşmak istedim bu blogda. Sanki ben buraya aktarınca o mektubu ben yazmış olacakmışım gibi hissettim. &#8220;Varolan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/virginia-woolf/">Virginia Woolf</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">59 yaşında cebinde taşlarla kendini bir ırmağa bırakan, hem kırıcı hem bir o kadar kırılgan, delilik nöbetleri arasında yazma istenciyle hayata bağlanıp beğenilmeme korkularıyla boğuşan bir kadın, adıyla müstesna Virginia Woolf &#8216;un eşine yazdığı son mektubu bir de ben paylaşmak istedim bu blogda. Sanki ben buraya aktarınca o mektubu ben yazmış olacakmışım gibi hissettim.<a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958.jpg" rel="lightbox[669]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-707" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958-300x141.jpg" alt="quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958" width="300" height="141" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958-300x141.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958-768x361.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958-810x381.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/quote-everything-has-gone-from-me-but-the-certainty-of-your-goodness-i-cant-go-on-spoiling-your-life-any-virginia-woolf-311958.jpg 850w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Varolan seninle benim aşkımızdır sade&#8230;&#8221; diyen Aragon tarzında bir mottodur bu mektubun son dizeleri de. Bu satırlar bir eşten çok bir dosta bir arkadaşa yazılan bir veda notudur bence. Yaşamı boyunca onu hep destekleyen, hem yayıncısı hem editörü olan bir adama yazılmıştır. Antisemitist düşünceleri olan bir kadının bunu anlamsız kılan bir koca için atılmış nidalarıdır bu mektup. Virginia Woolf&#8217;un kitaplarından ziyade bu samimi satırlarını severim ben. Üzerine günlerce düşünülmüş cümlelerinden bin kat daha güzeldir bu satırlar hem de bin kat acıdır bir son olması bakımından.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/tumblr_nymjbfAPXr1sggt2wo1_500.jpg" rel="lightbox[669]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-705" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/tumblr_nymjbfAPXr1sggt2wo1_500-207x300.jpg" alt="virginia woolf" width="207" height="300" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/tumblr_nymjbfAPXr1sggt2wo1_500-207x300.jpg 207w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2016/01/tumblr_nymjbfAPXr1sggt2wo1_500.jpg 500w" sizes="auto, (max-width: 207px) 100vw, 207px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">28 Mart 1941</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilim,</p>
<p style="text-align: justify;">Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok: Böyle korkunç bir dönemi bir kez daha kaldıramayacağımızı hissediyorum. Aynı zamanda, bu kez toparlanmayı başaramayacağımı da seziyorum. Yeniden sesler işitmeye başladım ve dikkatimi toplayamıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda bana en doğru görünen şeyi yapıyorum. Bana olabilecek en büyük mutluluğu yaşattın. Benim için başka kimsenin olamayacağı insan oldun. İki varlığın bu korkunç hastalık gelene kadar olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Daha fazla mücadele edemeyeceğim. Senin hayatını da ziyan ettiğimi biliyorum. Ben olmasam çalışabilirdin. Çalışacaksın da, biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüyorsun, doğru dürüst yazmayı bile başaramıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim, hayattaki tüm mutluluğumu sana borçlu olduğum. Bana karşı her zaman tam bir sabır timsali oldun ve inanılmaz iyiydin. Sana bunları söylememe gerek yok — herkes biliyor zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o sen olurdun. Hiçbir şeyden senin iyiliğinden olduğu kadar emin olmadım. Hayatını ziyan etmeye daha fazla devam edemem. Kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">V.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Fransızcadan çeviren: <a href="http://www.koltukname.com/tag/birsel-uzma" target="_blank">Birsel Uzma</a></em></p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/virginia-woolf/">Virginia Woolf</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/virginia-woolf/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kediler Şehri</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 12:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[kediler şehri]]></category>
		<category><![CDATA[murakami]]></category>
		<category><![CDATA[town of cats]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murakami&#8217;nin 1Q84 romanında geçen ve çok sevdiğim &#8220;Town of Cats&#8221; hikayesinin Türkçe çevirisini sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar! Genç adam elinde yalnızca bir çantayla, tek başına, kafasına estiği şekilde seyahat ediyordu. Hedeflediği özel bir yer yoktu. Trenle seyahat ediyor, ilgisini çeken bir yer olduğunda orada iniyordu. Konaklayacak yer buluyor, şehri geziyor, istediği kadar orada kalıyordu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kediler-sehri/">Kediler Şehri</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Murakami&#8217;nin 1Q84 romanında geçen ve çok sevdiğim &#8220;Town of Cats&#8221; hikayesinin Türkçe çevirisini sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-662 size-medium" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-300x200.jpg" alt="the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6" width="300" height="200" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-300x200.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-768x512.jpg 768w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6-810x540.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/the_town_of_cats__by_galaxiesanddust-d6mfrw6.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam elinde yalnızca bir çantayla, tek başına, kafasına estiği şekilde seyahat ediyordu. Hedeflediği özel bir yer yoktu. Trenle seyahat ediyor, ilgisini çeken bir yer olduğunda orada iniyordu. Konaklayacak yer buluyor, şehri geziyor, istediği kadar orada kalıyordu. Canı sıkılınca yine trene biniyordu. Adamın tatilini geçirme tarzı buydu. Trenin penceresinden güzel bir ırmak görünüyordu. Kıvrıla Kıvrıla akan ırmak boyunca yeşil tepeler sıralanmıştı, eteklerinde küçük, sakin bir yere benzeyen bir şehir vardı. Eski taş köprü hala ayaktaydı. O manzara adamın ilgisi çekmişti. Orada lezzetli alabalık yiyebilirdi belki. Tren istasyonunda durunca genç adam çantasını alıp indi. Orada inen başka yolcu yoktu. O inince tren yeniden hareket etti. İstasyonda görevli yoktu. Pek kullanılmayan bir istasyondu  herhalde.</p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam taş köprüden geçerek şehre kadar yürüdü. Şehir sessizdi. Hiçbir yerde insan görünmüyordu. Tüm dükkânların kepenekleri kapalıydı, resmi dairelerde de insan yoktu. Şehirdeki tek otelin resepsiyonunda da kimsecikler görünmüyordu. Zili çaldığı halde, kimse çıkıp gelmemişti. Tamamen ıssız bir şehir gibi görünüyordu. Belki de herkes bir yerlerde öğle uykusuna yatmış da olabilirdi. Fakat henüz saat sabahın 10&#8217;uydu. Öğle uykusuna yatmak için vakit erkendi. Yoksa bir nedenle, insanlar bu şehri terk mi etmişlerdi acaba? Her halükârda ertesi sabaha kadar başka tren gelmeyecekti ve orada gecelemekten başka çaresi yoktu. Genç adam amaçsızca yürüyerek zaman öldürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat gerçekte orası kedilerin şehriydi. Günbatımı yaklaşınca taş köprüden geçen çok sayıdaki kedi şehre doluştular. Farklı renklerde, farklı türden kedilerdi. Normal kedilerden oldukça büyüklerdi, ama yine de kediydiler. Genç adam bu manzarayı görünce şaşırıp, telaşla şehrin tam ortasındaki çan kulesine çıkarak saklandı. Kediler alışkın hareketlerle dükkânların kepenklerini açtılar, hatta resmi dairelerin masalarına oturup her biri kendi işlerini yapmaya başladılar. Bir süre sonra daha fazla sayıda kedi aynı köprüden geçerek şehre geldi. Kediler mağazalara girerek alışveriş yapıyor, resmi dairelere girerek işlerini hallediyor, oteldeki restoranda yemek yiyorlardı. Meyhanede bira içiyor, neşeli kedi şarkıları söylüyorlardı. Akordeon çalanı da vardı, ona ayak uydurarak dans edenlerde. Kediler gece görüşüne sahip olduklarından ışığa hiç ihtiyaçları yoku, ama o gece dolunay şehrin her tarafını aydınlattığından genç adam çan kulesinin tepesinden o manzaranın bir kısmını net bir şekilde görebiliyordu. Gün ağarmasıyla birlikte kediler dükkânları kapatıp, her biri işlerini bitirip, usulca köprüden geçerek geldikleri yere döndüler. Günün ağarmasıyla birlikte kediler ortadan kaybolup da şehri yine ıssızlaşınca, genç adam aşağıya indi, oteldeki bir yatağa girip uykuya daldı. Karnı acıkınca otelin mutfağında kalan ekmekleri ve balığı yedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra ortalık kararmaya başlayınca tekrar çan kulesine çıkarak gizlendi, gün ağarana kadar kedilerin hareketlerini gözlemdi. Tren öğleden önce ve akşamüzeri gelip kısa bir süre sonra istasyonda duruyordu. Öğleden önceki trene binecek olursa daha ileriye gidebilir, öğleden sonraki trene binecek olursa geldiği yere dönebilirdi. Şehrin istasyonunda bir kişi bile inmiyor, trene binen de olmuyordu. Fakat yine de tren düzenli bir şekilde istasyonda duruyor, bir dakika sonra hareket ediyordu. Bu yüzden isterse binip, bu tuhaf kedi şehrini ardında bırakabilirdi. Fakat genç adam öyle yapmadı. Genç ve meraklıydı. İhtiraslı ve maceraperest bir yanı da vardı. O tuhaf kedi şehrini biraz daha görmek istiyordu. Ne zaman ve ne şekilde orası kediler şehri haline gelmişti acaba? Şehrin nasıl bir örgütlenmesi vardı? Kediler orada ne yapıyorlardı? Mümkünse öğrenmek istiyordu. Böylesine garip bir yeri kendisinden başka görme şansı olan yoktu herhalde.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü günün akşamı çan kulesinin altındaki meydanda bir patırtı koptu. &#8220;Sanki insan kokusu geliyor gibi&#8221; dedi kedilerden biri. &#8220;Haklı olabilirsin. Şu birkaç gündür tuhaf bir koku alıyorum sanki&#8221; dedi bir başkası burnunu oynatarak. &#8220;Aslında benim içimde de öyle bir his var&#8221; diye onlara katılan da oldu. &#8220;Fakat, çok tuhaf, buraya hiç insan gelmez&#8221; dedi bir başkası. &#8220;Evet, elbette. İnsanların bu kedi şehrine girmelerine imkan yok. Fakat insan kokusunun geldiği de kesin.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Kediler birkaç gruba ayrılarak, sivil savunma birlikleri gibi şehri köşe bucak aramaya başladılar. İşi ciddiye aldıklarında kedilerin burnu hassaslaşıyordu. Kokunun geldiği noktanın çan kulesi olduğunu bulmaları çok zaman almadı. Yumuşak patileriyle çan kulesi merdivenleri pıtır pıtır tırmandıklarını duyabiliyordu genç adam. Hapı yuttum, diye düşündü. Kediler insan kokusuyla feci halde heyecanlanmış, öfkelenmiş gibiydiler. Uzun sivri tırnakları ve keskin beyaz dişleri vardı. Dahası bu şehir insanların ayak basmaması gereken bir yerdi. Yakalandığında başına neler geleceğini bilmiyordu, ama onların sırrını öğrendiği için bu şehirden de sağ çıkabileceğini sanmıyordu. Üç kedi çan odasına kadar tırmanıp etrafı kokladılar. &#8220;Tuhaf&#8221; dedi birisi uzun bıyıklarını titreterek. &#8220;Koku var, ama insan yok. Gerçekten tuhaf.&#8221; dedi bir diğeri. &#8220;Nihayetinde burada kimse yok. Başka yerlere bakalım. Fakat çok anlamsız.&#8221; Sonra kediler başlarını eğerek çekip gittiler. Merdivenlerden inerken duyulan ayak sesleri gecenin karanlığında kayboldu. Genç adam rahat bir nefes almıştı, ama o da bir anlam verememişti. Ne de olsa kedilerle dar bir mekanda burun burunaydı.</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/indir.jpg" rel="lightbox[659]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-664" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/indir.jpg" alt="kediler şehri" width="256" height="197" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Gözden kaçırmalarına imkan yoktu. Buna rağmen kediler nedense onu görememişlerdi. Genç adam elini gözünün önüne tuttu. Elini görebiliyordu. Şeffaflaşmış falan değildi. Tuhaftı. Yine de sabah olduğunda istasyona gidip öğleden önceki trenle bu şehirden ayrılmaya karar verdi. Orada kalması artık tehlikeli olacaktı. Şansının daha ne kadar yaver gideceğini bilemiyordu. Fakat ertesi gün öğleden önceki tren istasyonda durmadı. Adamın gözlerinin önünde hız kesmeden öylece geçip gitti. Öğleden sonraki trende durmadı. Adam makinist bölmesinde makinisti görebiliyordu. Pencerelerde de yolcuların yüzleri vardı. Fakat durmaya yeltenmemişti bile. İnsanlar treni bekleyen genç adamı görmüyor gibiydi, belki de istasyonu bile görmüyorlardı. Öğleden sonraki trenin ardından bakıp gözden kaybolmasını izlerken, etraf o ana kadar hiç olmadığı kadar sessizliğe gömüldü. Sonra güneş batmaya başladı. Artık kedilerin ortaya çıkmaya zamanıydı. Genç adam burada yitip gittiğini anlamıştı. Orası kedilerin şehri falan değildi. Nihayet fark etmişti. Orası, onun yitip gitmesi gereken yerdi. O yer, genç adam için hazırlanmış, bu dünyaya ait olmayan bir yerdi. Dahası tren, onun ait olduğu dünyaya geri götürmek için o istasyonda bir daha asla durmayacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">sources: Harry Gruyaert</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kediler-sehri/">Kediler Şehri</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kediler-sehri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedi Mektupları</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2015 10:16:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[comment]]></category>
		<category><![CDATA[kedi mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[oya baydar]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=615</guid>

					<description><![CDATA[<p>diyor Oya Baydar romanın ilk sayfalarında. Geçen hafta incelediğimiz White God filmine benzer biçimde bu seferki kahramanlarımız kediler. Hani kedili bir eve gittiğinizde şöyle bir koklar ya pisiler sizi önce&#8230; Bu kitapta da kediler koku mektupları aracılığıyla haberleşiyorlar. Küçük burunlar küçük rayihalarla titreşiyor, mutlu oluyor ya da üzülüyor. Siz de belki farkında olmadan evinizdeki kedinizin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/">Kedi Mektupları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span id="more-615"></span><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8220;Aylardan Mırtav, Aşk Mevsimi&#8230;&#8221;</div></div>
<p style="text-align: justify;">diyor Oya Baydar romanın ilk sayfalarında. Geçen hafta incelediğimiz White God filmine benzer biçimde bu seferki kahramanlarımız kediler. Hani kedili bir eve gittiğinizde şöyle bir koklar ya pisiler sizi önce&#8230; Bu kitapta da kediler koku mektupları aracılığıyla haberleşiyorlar. Küçük burunlar küçük rayihalarla titreşiyor, mutlu oluyor ya da üzülüyor. Siz de belki farkında olmadan evinizdeki kedinizin mektubunu taşıyor olabilirsiniz ayakkabınızda ya da çantanızın püskülünde, kim bilir?</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-623 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg" alt="Kedi Mektupları'nda" width="540" height="738" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540.jpg 540w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_nafrr5Zdxa1tj7un5o1_540-220x300.jpg 220w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8217;80 döneminde Almanya&#8217;ya sığınmak zorunda kalan, 12 yıl sürgünde yaşayan Oya Baydar, kedi sembolünü kullanarak o dönemin sürgün yaşamlarını betimlemiş <em><strong>Kedi Mektupları&#8217;nda.</strong></em> Romanda kedileriyle gurbette yaşayan insanların evlerine/memleketlerine duydukları özlem anlatılıyor. <em>&#8216;Kedi evine, köpek sahibine bağlıdır.&#8217;</em> diyor romanda. Evin yaşlı kedisi Nina da bu yüzden, sahiplerinin eski kedilerini neden özlediklerini anlamaya çalışıyor bir bölümde:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Özledikleri, çok mutlu oldukları ama bir daha hiç dönmeyecekleri bir yerin, bir zamanın , bir dünyanın adıydı Felix. Yalnızca bir kedi değil, çok değer verip de kaybettikleri bir şeydi.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-624" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg" alt="kedi mektupları" width="467" height="700" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500.jpg 467w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_ndglq08xkQ1r4ueyro1_500-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kediler, mektuplarda sahiplerinin diğer davranışları üzerine de kafa yoruyorlar. Neden sahipleri hep böyle hüzünlüdür ki sanki?</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Hayatın anlamı nedir, sorusu çok saçma geldi Gece&#8217;ye.Havadaki binlerce, milyonlarca koku;renk renk, biçim biçim,koku koku, titreşim titreşim kaynaşan hayat; rüzgarın ürpertisi, suyun ıslak serinliği, güneş ışınlarının ılık mutluluk iğneleri , çiçeklerin renkleri, otların kokusu; karnın acıkması, sonra açlık geçtikten sonra duyulan haz, tüylerin uçlarındaki tatlı ürperti, bir kedi üstünüze çöküp ensenizi dişleyerek mırnavlarken hissedilen ince şimşek çakışı, daha bunun gibi binlerce duygu, milyonlarca titreşimdir hayatın anlamı.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-626" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg" alt="kedi mektupları" width="540" height="360" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401.jpg 540w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_m18mnxmskQ1rq1l39o1_5401-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Romanın başlarında Nina, sahiplerinin üzgün hallerini kendi köpek deneyimi gibi görmeye çalışır. Ancak bir türlü de empati kuramaz; <em>&#8220;Şurada bir kentte bir duvar yıkıldı diye iki yıldır bütün huzurları kaçtı evdekilerin.&#8221;</em> Evde kullanılar bazı kelimeler de yabancıdır kediler için:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8220;Kimse aç kalmasın , kötülük olmasın demekte ne var? Kim istemez ki bunu? Biz kediler hepimiz komünistiz demek ki! &#8220;</div></div>
<p style="text-align: justify;">Romanın sonlarına doğru anlıyoruz ki, kediler insanlara ne kadar yaklaşır onların dünyalarına ne kadar girerlerse mutsuz olmaya başlıyorlar. <em>&#8221; Biz hayatımızı yaşarız oysa insanlar hayatlarıyla dövüşürler&#8221;</em> diyen kedi de ne güzel anlatır olayı aslında. Kediseverleri hem gülüp hem ağlatan Kedi Mektupları, kedi patileriyle kalbinize bir mühür vuracak.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg" rel="lightbox[615]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-627" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg" alt="kedi mektupları" width="500" height="333" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500.jpg 500w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/12/tumblr_mi106e01hH1qhwlspo1_500-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tüm kedilerin kara kışı atlatıp Aşk mevsimini görmesi dileğiyle&#8230;</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/">Kedi Mektupları</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kedi-mektuplari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Painted Veil</title>
		<link>https://kediguncesi.com/the-painted-veil/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/the-painted-veil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2015 19:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[boyalı peçe]]></category>
		<category><![CDATA[comment]]></category>
		<category><![CDATA[duvak]]></category>
		<category><![CDATA[edward norton]]></category>
		<category><![CDATA[maugham]]></category>
		<category><![CDATA[the painted veil]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Somerset Maugham&#8217;in Türkçe&#8217;ye farklı adlarla çevrilen ve ülkemizde pek de popüler olmayan romanı The Painted Veil 2006 yılında sinemaya aktarılmıştı. Başrollerinde Edward Norton ve Naomi Watts &#8216;ın oynadığı film, kitaptan daha çok ilgi çekmişti. Türkçe baskısını bulamayınca İngilizce okumak zorunda kaldığım kitabın film uyarlamasını da aslına sadık kalınmasa da oldukça başarılı buldum. Ünlü aktör Edward [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/the-painted-veil/">The Painted Veil</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Somerset Maugham&#8217;in Türkçe&#8217;ye farklı adlarla çevrilen ve ülkemizde pek de popüler olmayan romanı<em><strong> The Painted Veil</strong></em> 2006 yılında sinemaya aktarılmıştı. Başrollerinde Edward Norton ve Naomi Watts &#8216;ın oynadığı film, kitaptan daha çok ilgi çekmişti. Türkçe baskısını bulamayınca İngilizce okumak zorunda kaldığım kitabın film uyarlamasını da aslına sadık kalınmasa da oldukça başarılı buldum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ünlü aktör Edward Norton da hikayeyi okuduğunda oldukça etkilenmiş ve filmde rol almayı çok istemiş. Bu hikayeye dahil olmasının bir nedeni de kendi zaaflarını hikayede bulmasıymış. Harika bir arka plana sahip film, Çin&#8217;de elektrik ve telefon bulunmayan 800 yıllık bir köyde çekilmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar Maugham, İtalyanca öğrenmek için gittiği Floransa &#8216;da duyduğu bir ihanet hikayesinden oldukça etkilenir. Zengin bir adamın kendisini aldatan karısını bir yolculuğa çıkarıp sonunda öldürdüğü hikayenin yanı sıra Dante&#8217;nin Purgatorio&#8217;sunda sadakatsiz eşini öldürmek isteyen adam da The Painted Veil&#8217;in ilham kaynağıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hikaye Shelley&#8217;nin sonesiyle başlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">&#8230;lift not the painted veil which those who live&#8230;</div></div>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Painted veil&#8221; yani boyalı peçe, insaların hayatlarında bir nevi boyalı bir örtüyle dolaşmalarının yani gerçeklere, ölüme ve hayata gözlerini kapamalarının simgesi. Ancak bu peçeyi kaldırabilen insanlar , gerçeklerle yüzleşebiliyor. Hikayede beyaz peçe kullanan rahibeler ise bir saflık sembolü. Yani bu peçe bir anlamda masumiyet peçesi. Hikayenin sonunda karakterlerin bu peçeden kurtulmaları da bir spiritual awakening aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">Roman, varlıklı bir ailenin güzel kızı Kitty&#8217;nin annesinin ısrarları ve kızkardeşinin ondan önce evlenmesiyle acil bir koca arayışına girmesiyle başlıyor. Walter Fane isimli yakışıklı ama çekingen koca adayı  ise devlet laboratuarında çalışan bir mikrobiyolog.  Evlenmek için acelesi var çünkü görev icabı Şangay&#8217;a gitmek üzere. Bir partide tanışan çift kısa sürede evlenme kararı alır ve hikaye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/awp_2_800-1_2011_04_04_11_42_52.jpg" rel="lightbox[476]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-482" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/awp_2_800-1_2011_04_04_11_42_52.jpg" alt="the painted veil" width="567" height="194" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/awp_2_800-1_2011_04_04_11_42_52.jpg 567w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/awp_2_800-1_2011_04_04_11_42_52-300x103.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Eskiden bir İngiliz Kolonisi olan Hong Kong &#8216;da hayat hiç de Kitty&#8217;nin umduğu gibi gitmez. Walter &#8216;ın yoğun çalışma hayatı ve aynı tempoda geçen günler Kitty &#8216;yi yakışıklı ancak evli Charlie Townsend ile yakınlaştırır. Karısının ihanetini öğrenen Walter, eğer Charlie onu kabul ederse boşanacağını söyler. Ancak Charlie&#8217;nin karısından ayrılmak gibi bir düşüncesi yoktur. Kitty yıkılır. Walter,  ya ihanet nedeniyle boşanma davası açacağını (ki bu Kitty için imkansızdır) ya da onunla Çin&#8217;in kolera salgını olan bölgesi Mei-Tan-Fu&#8217;ya gelmesini söyler. Bu ikisi için de ölüm fermanıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Kitty: Birkaç yazlık elbise ve kefen yeterli mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Walter: Ben bavulları hazırlattım bile.</div></div>
<p style="text-align: justify;">Kitty ve Walter için cehennem günleri başlar. Walter gece gündüz halk için kolerayla savaşmaktadır. Kitty ise önce komşuları <a href="http://www.e-reading.club/chapter.php/127592/38/Maugham_-_The_Painted_Veil.html" target="_blank">Waddington </a>ile arkadaş olur, sonrasında yetimhanedeki çocuklara bakan rahibelerle tanışır. Çocukların masumiyeti, rahibelerin huzuru Walter&#8217;ın kendini bu çaresiz insanlara adaması Kitty&#8217;nin peçesini aralamasına yardım eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Baş Rahibe: When love and duty are one, grace is within you.</div></div>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/the_painted_veil_movie_image__13_.jpg" rel="lightbox[476]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-483" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/the_painted_veil_movie_image__13_.jpg" alt="the painted veil" width="600" height="401" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/the_painted_veil_movie_image__13_.jpg 600w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/10/the_painted_veil_movie_image__13_-300x201.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin sonlarına doğru her ne kadar birbirine aşık olmaya başlayan bir karı koca görsek de roman pek de böyle devam etmiyor. Evet Walter karısındaki değişimi farketmiş ve bebek düşüncesi( Kitty hamiledir ancak babası kim bilemez) onu yumuşatmıştır ancak kırık kalbini tamir edemeden kötü bir son onu beklemektedir. Walter koleraya yakalanır ve aniden hayata veda eder. Son sözleri hem Kitty hem  seyirci hem de okuyucu için bir muammadır: &#8220;&#8230;the dog it was that died&#8230;&#8221; Bu sözler, Oliver Goldsmith&#8217;in &#8220;An Elegy on the Death of A Mad Dog&#8221; adlı şiirinden bir alıntıdır. Şiirde, iyi bir adamın köpek tarafından ısırılması anlatılır. Herkes adamın öleceğinden emindir ancak köpeğin ani ölümü herkesi şaşırtır. Painted Veil&#8217;de Walter köpek, Kitty ise ısırılan adamdır. Başta Walter&#8217;ın karısına kolera bulaşması için onu oraya götürdüğünü düşünmüştük. Ancak Walter&#8217;ın ölümü bir kaza olabileceği gibi bir intihar da olabilir. Bunu asla öğrenemiyoruz. Bu durumda adamı ısran köpek adamın kanından zehirlenmiş de olabilir. Ancak ne olursa olsun Kitty onun kırık bir kalple öldüğünü söyler Waddington&#8217;a.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde Kitty&#8217;nin çocuğunun babasının Walter olduğunu anlarız ancak kitapta böyle bir son yoktur. Bu izleyiciye bir tesellidir bence.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Walter: It was silly of us to look for qualities in each other that we never had.</div></div>
<p style="text-align: justify;">Film tam bir aşk hikayesi ve buna müzikleri de dahil. Sanatsal bir dram olan filmi, kitabı okumadan önce izlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler!</p>
<p><iframe loading="lazy" width="810" height="608" src="https://www.youtube.com/embed/kckejxrCDI0?feature=oembed" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Nicedir içimde sana olan sevdam,<br />
unutmayacağım seni asla&#8230;</p>
<p>Sevdiceğimi yitirdim,<br />
hiçbir şey yokken ortada&#8230;</p>
<p>Ona sırtımı çevirdim,<br />
bir demet gül adına&#8230;</p>
<p>Nicedir içimde sana olan sevdam,<br />
unutmayacağım seni asla&#8230;</p>
<p>Bir gül olmak istedim,<br />
hâlâ açan dalında&#8230;</p>
<p>Ve biricik sevdiceğimin<br />
âşkı her dâim yanımda&#8230;</p>
<p>Nicedir içimde sana olan sevdam,<br />
unutmayacağım seni asla&#8230;</p>
<p>Tertemiz bir membânın,<br />
dolanıyordum etrafında&#8230;</p>
<p>Enfes bir su buldum ve<br />
yıkandım hemen altında&#8230;</p>
<p>Nicedir içimde sana olan sevdam,<br />
unutmayacağım seni asla&#8230;</p>
<p>Kendimi terkettim kurumaya,<br />
o meşe ağacının altında&#8230;</p>
<p>Bülbüller şarkı söylerdi hani,<br />
en yüksekteki dalında&#8230;</p>
<p>Nicedir içimde sana olan sevdam,<br />
unutmayacağım seni asla&#8230;</p>
<p>sources: <a href="http://www.bookrags.com/studyguide-the-painted-veil/#gsc.tab=0" target="_blank">bookrags</a>, <a href="http://forum.yedincigemi.com/index.php?showtopic=865" target="_blank">yedincigemi</a>, <a href="http://www.diva-portal.org/smash/get/diva2:5723/fulltext01" target="_blank">diva-portal,</a> <a href="http://www.e-reading.club/chapter.php/127592/38/Maugham_-_The_Painted_Veil.html" target="_blank">e-reading</a></p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/the-painted-veil/">The Painted Veil</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/the-painted-veil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kedilerin Hemingway&#8217;i</title>
		<link>https://kediguncesi.com/kedilerin-hemingwayi/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/kedilerin-hemingwayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2015 15:06:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[polidaktil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemingway!&#8230; Tüm o tuhaf ve çekici yanlarıyla, evlilikleri,aşkları ve kitaplarıyla,yaşam tarzı ve ölümüyle baştan sona macera dolu bir Hemingway&#8230; 1899 Illinois doğumlu. Hayatı ilginç kılan o muydu bilmiyorum ama 2 uçak kazasından sağ çıkıp bir aile geleneği olarak (dede, baba,abi,kızkardeş, hatta torun) intihar edene kadar Amerikan edebiyatının baş yapıtlarını üreten Nobel ödüllü yazar şu sıralar mahkemelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedilerin-hemingwayi/">Kedilerin Hemingway’i</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hemingway!&#8230; Tüm o tuhaf ve çekici yanlarıyla, evlilikleri,aşkları ve kitaplarıyla,yaşam tarzı ve ölümüyle baştan sona macera dolu bir<a href="http://www.sabitfikir.com/dosyalar/ernest-hemingway-hakkinda-bilmediginiz-10-sey" target="_blank"> Hemingway</a>&#8230; 1899 Illinois doğumlu. Hayatı ilginç kılan o muydu bilmiyorum ama 2 uçak kazasından sağ çıkıp bir aile geleneği olarak (dede, baba,abi,kızkardeş, hatta torun) intihar edene kadar Amerikan edebiyatının baş yapıtlarını üreten Nobel ödüllü yazar şu sıralar mahkemelik olan kedileriyle anılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="http://2.bp.blogspot.com/-FxqVkkxCBBk/U_PFh6nygrI/AAAAAAAAF4Y/ksLhTPz4X-k/s1600/Torre%2BJohnson%2BErnest%2BHemingway%2Band%2BMary%2BWelsh%2Bwith%2Bone%2Bof%2Btheir%2Bmany%2Bcats%2C%2Bin%2Btheir%2Bgarden..jpg" alt="Kedilerin Hemingway'i" width="944" height="653" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bir gemi kaptanın Hemingway &#8216;e verdiği altı parmaklı kedi Snowball yazarın ilk kedisiydi. 1945&#8217;e kadar sayısı 23 &#8216;e çıkan kediler Hemingway ve eşi için kendi tabirleriyle &#8220;mırıltı fabrikası&#8221; idi. Bu çok parmaklı yani polidakltil kedilere artık &#8220;Hemingway kedisi&#8221; de denebiliyor. Şu an Key West, Florida&#8217;da bulunan yazarın <a href="http://www.hemingwayhome.com/" target="_blank">müzeye dönüştürülen evine</a> onlarca kedi ev sahipliği yapıyor. Ancak geçtiğimiz yıllarda müzeyi ziyaret eden bir kişi tarafından kedilere düzgün bakılmadığı gerekçesiyle ABD Tarım Bakanlığı&#8217;na<a href="http://www.milliyet.com.tr/6-parmakli-hemingway-kedileri-devlete-emanet/gundem/gundemdetay/18.12.2012/1643151/default.htm" target="_blank"> şikayette bulunuldu.</a> Bakanlık şikâyeti ‘hayvanat bahçeleri ve sirkler’ için uygulanan, hayvanları sergilemeye yönelik ‘Hayvan Refahı Yasası’ çerçevesinde değerlendirdi. Kedilerin ticari amaç için kullanıldığını savundu. Tüm bunlara rağmen açılan yeni bir dava ise müze aleyhine sonuçlandı. Mahkeme yılda 250 bin ziyaretçinin geldiği müzedeki kedilerin ticari amaçla kullanıldığı kararını aldı. Müzeye ve kedilerin sergilenmesine ilişkin kararların bundan böyle Kongre tarafından alınacağı belirtildi. Müze yetkilileri kararı yüksek mahkemeye taşıyabilecek. Ancak yetkililer konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Evdeki yaklaşık 60 kedi organik mamalarla besleniyor, veteriner kontrolünden geçiyor.</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_ldja6otuCN1qaxihzo1_500.jpg" rel="lightbox[335]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-342 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_ldja6otuCN1qaxihzo1_500.jpg" alt="Hemingway" width="500" height="327" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_ldja6otuCN1qaxihzo1_500.jpg 500w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_ldja6otuCN1qaxihzo1_500-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şu sıralar &#8220;Hemingway kedisini öldürdü!&#8221; haberini görürseniz benim gibi hemen esip gürlemeyin. Yaşamı boyunca yüzlerce hayvanı avlayan bu adam en sonunda bir av tüfeğiyle kendini de öldürse de tam bir kediciydi.</p>
<p><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/hemingwayscats1.jpg" rel="lightbox[335]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-341" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/hemingwayscats1.jpg" alt="Kedilerin Hemingway'i" width="506" height="447" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/hemingwayscats1.jpg 647w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/hemingwayscats1-300x265.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 506px) 100vw, 506px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şubat 1953&#8217;te Hemingway yakın arkadaşı Gianfranco Ivancich&#8217;e kedisi Uncle Willie&#8217;yi öldürdüğünü şu mektupta anlatır:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Sevgili Gianfranco;</p>
<p style="text-align: justify;">Sana yazdığım mektubu bitirmiş tam da zarfa koymak üzereyken Mary, Torre&#8217;dan geldi ve &#8216;Willie&#8217;ye kötü bir şey oldu&#8217; dedi. Dışarı çıktım ve Willie&#8217;yi iki ön bacağı kırılmış halde buldum: biri kalçadan , diğeri dizin altından. Ya bir araba çarpmıştı ya da biri sopayla vurmuştu. Tüm yolu diğer iki ayağıyla yürümüştü. Kemik bir çok yerden kırılmış , yaralara kir bulaşmış ve parçalar dışarı çıkmıştı. Ama o mırladı ve benim bunu düzeltebileceğimden emin görünüyordu. Rene&#8217;ye onun için bir kase süt getirttim. Rene onu tutup okşadı ve Willie sütünü içerken ben de onu başından vurdum. Acı çektiğini sanmıyorum. Sinirler öyle ezilmişti ki bacakları artık acımamaya başlamıştı. Monstruo benim yerime ateş etmek istedi ama ben kimseye sorumluluk vermek ya da Will&#8217;in bir başkasının onu öldürdüğünü bilmesini istemedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii ki seni özledim. Uncle Willie&#8217;yi özledim. İnsanları öldürmek zorunda kaldım ama hiç 11 yıldır tanıyıp sevdiğim birini değil. Hele ki 2 bacağıyla mırlayan birini hiç değil.</div></div>
<p style="text-align: justify;">Aynı gün eve gelen bir grup turist için ise şunları yazarak devam eder:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Tüfeğim hala elimdeydi ve yanlış bir zamanda geldiklerini , anlayışlı olup gitmelerini rica ettim. Ama zengin Cadillac&#8217;lı psikopat: &#8216;Çok ilginç bir anda gelmişiz. Tam da Büyük Hemingway bir kediyi öldürmek zorunda kaldığı için ağlarken.</div></div>
<p style="text-align: justify;">P.S:Bu büyük efsanenin naif yanlarını gösteren mektuplar için: <a href="http://www.brainpickings.org/index.php/2011/10/13/the-letters-of-ernest-hemingway/"><em>Young Hemingway’s Letters</em></a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em>Hemingway&#8217;in kedilerinin görsel biyografisi için:<strong><em>  <a href="https://www.amazon.com/dp/1561643424/ref=as_li_ss_til?tag=braipick-20&amp;camp=0&amp;creative=0&amp;linkCode=as4&amp;creativeASIN=1561643424&amp;adid=19D2S1M9WSM5Y7EHQ167&amp;" target="_blank">Hemingway’s Cats: An Illustrated Biography</a></em></strong> (<a href="http://www.worldcat.org/title/hemingways-cats-an-illustrated-biography/oclc/60715122&amp;referer=brief_results" target="_blank"><em>public library</em></a>)</p><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/kedilerin-hemingwayi/">Kedilerin Hemingway’i</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/kedilerin-hemingwayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murakami</title>
		<link>https://kediguncesi.com/murakami/</link>
					<comments>https://kediguncesi.com/murakami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2015 11:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[1q84]]></category>
		<category><![CDATA[murakami]]></category>
		<category><![CDATA[renksiz tsukuru tazaki ve hac yılları]]></category>
		<category><![CDATA[the wind up bird chronicle]]></category>
		<category><![CDATA[zemberek kuşunun güncesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kediguncesi.com/?p=312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Blog yazmaya başladığımda Murakami &#8216;nin Koşmasaydım Yazamazdım adlı denemesi ve Orhan Pamuk &#8216;un Saf ve Düşünceli Romancı&#8217;sı bana çok yardımcı olmuştu.  33 yaşında koşmaya başlayan Murakami, kitabında koşma disiplininin yazma eylemine sağladığı katkılarından uzunca bahsetmiş. Yazmayışın içimde biriktirdiği yükü yazmaya başladıktan sonra çok daha iyi anladım. Ben de bu yazıda Murakami&#8217;nin kitaplarından, sevdiğim ve benimsediğim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://kediguncesi.com/murakami/">Murakami</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Blog yazmaya başladığımda <em><strong>Murakami</strong></em> &#8216;nin Koşmasaydım Yazamazdım adlı denemesi ve Orhan Pamuk &#8216;un Saf ve Düşünceli Romancı&#8217;sı bana çok yardımcı olmuştu.  33 yaşında koşmaya başlayan <em><strong>Murakami</strong></em>, kitabında koşma disiplininin yazma eylemine sağladığı katkılarından uzunca bahsetmiş. Yazmayışın içimde biriktirdiği yükü yazmaya başladıktan sonra çok daha iyi anladım. Ben de bu yazıda Murakami&#8217;nin kitaplarından, sevdiğim ve benimsediğim ama çok bilinmeyen yanlarından yerli ve yabancı kaynaklar yardımıyla bahsedeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/HM-Monkey.jpg" rel="lightbox[312]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-315" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/HM-Monkey.jpg" alt="Murakami" width="378" height="426" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/HM-Monkey.jpg 500w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/HM-Monkey-266x300.jpg 266w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Japonya&#8217;nın 20. yy&#8217;daki en önemli yazarlarından kabul edilen 65 yaşındaki yazar Murakami&#8217;nin yeni kitabı &#8216;<a href="http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Uyku-2056" target="_blank">Uyku</a>&#8216; Doğan Kitap aracılığıyla raflarda yerini aldı. Kitabı inceleme fırsatı bulamadım ancak kitabın beni çeken yönü neredeyse  <a href="http://www.theguardian.com/books/2014/sep/13/haruki-murakami-interview-colorless-tsukur-tazaki-and-his-years-of-pilgrimage" target="_blank">hiç rüya görmediğini</a> söyleyen bir yazarın kaleminden çıkan bir uyku romanı olması.  Gerçi Murakami&#8217;nin kitaplarında rüya ve uyku kitabın oldukça önemli bir bölümünü kaplar. Hatta yazar buna dair, rüya için her zaman uyumak gerekmez diyor. Kitap için yapılan bir kaç yorum için: <a href="http://medyanoz.org/haber/6267/Haruki-Murakami-nin-Oykusu-Uyku-Raflarda" target="_blank">Medyanoz</a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://amandaonwriting.tumblr.com/post/73061154318" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-316" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_mhj24eU2Kf1rnvzfwo1_1280.jpg" alt="Murakami" width="419" height="252" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_mhj24eU2Kf1rnvzfwo1_1280.jpg 554w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/tumblr_mhj24eU2Kf1rnvzfwo1_1280-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 419px) 100vw, 419px" /></a>Murakami&#8217;nin uyku düzeni ve çalışma saatleri  ise bir site tarafından diğer yazarlarla ele alınarak şu şekilde karşılaştırılmış. Günlük 10 km. koşup 1500 m. de yüzen yazar çok düzenli bir çalışma temposuna sahip.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.thisiscolossal.com/wp-content/uploads/2015/01/redo.jpg" target="_blank" rel="lightbox[312]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-317" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo-1024x976.jpg" alt="Murakami" width="557" height="531" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo-1024x976.jpg 1024w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo-300x286.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo-810x772.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo-1140x1087.jpg 1140w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/redo.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 557px) 100vw, 557px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Yazar özel hayatı söz konusu olunca ise oldukça ketum. Hayranları küçük demeçlerinden ipuçları çıkarmaya çalışıyorlar. Bildiğimiz kadarıyla, yazarın eşi <a href="http://www.haruki-murakami.com/post/7380697162/haruki-murakamis-wife" target="_blank">Yoko</a>&#8216;nun ilk okuyucu ve eleştirmeni olduğu, ilk kitabını <a href="http://lithub.com/haruki-murakami-the-moment-i-became-a-novelist/" target="_blank">mutfak masasında</a> yazdığı, yazma sürecinde kitaplarının sonunu bilmediği ve 4-5 tane taslak çıkardıktan sonra kitaplarını yeniden yazdığı. Ayrıca yazar<a href="http://www.theguardian.com/books/2014/sep/13/haruki-murakami-interview-colorless-tsukur-tazaki-and-his-years-of-pilgrimage" target="_blank"> Japon Edebiyatını</a> sevmiyor ve aynı şekilde karşılık gördüğünü söylüyor.  Geçen sene yazarın bir internet sitesinde okuyucuların sorularını yanıtlayacağını duyunca çok sevinmiştik ancak Japonca açılan siteyle hevesimiz kursağımızda kalmıştı. Tabi bu duruma çare bulan <a href="http://kankanaber.com/etkinlik/murakaminin-yeri-turkce-rehber/" target="_blank">arkadaşlar </a>da yok değildi. Ancak Murakami, yeni açılan <a href="http://www.harukimurakami.com/" target="_blank">sitesiyle</a> merakımızı biraz olsun giderdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk.jpg" rel="lightbox[312]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-318 size-large" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk-1024x644.jpg" alt="Murakami" width="810" height="509" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk-1024x644.jpg 1024w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk-300x189.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk-810x509.jpg 810w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk-1140x717.jpg 1140w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/author-desk.jpg 1350w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi yazar bir kaç uğurlu obje ve her daim ucu sivri kalemleri dışında gayet sade bir çalışma ortamında yazıyor. Asıl ilginci arka taraftaki çok da dikkat çekmeyen 6000 adet müzik plağı! Jazz müzik tutkunu yazar, eskiden de bir jazz bara sahipmiş. Tabi Murakami&#8217;den bahsedip her kitabının arka fonunda mutlaka çalan şarkılardan bahsetmemek olmaz. <a href="http://haruki-music.com/" target="_blank">Bir internet sitesi</a> Murakami kitaplarında bahsi geçen şarkıları derlemiş. Kitap kitap ayrılan parçaları böylece kitabınızı okurken kolayca açıp dinleyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Haruki-Murakami-Peter-Cat-Jazz.jpg" rel="lightbox[312]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-323 size-full" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Haruki-Murakami-Peter-Cat-Jazz.jpg" alt="Haruki Murakami Peter Cat Jazz" width="900" height="288" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Haruki-Murakami-Peter-Cat-Jazz.jpg 900w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Haruki-Murakami-Peter-Cat-Jazz-300x96.jpg 300w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Haruki-Murakami-Peter-Cat-Jazz-810x259.jpg 810w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> <a href="http://www.telegraph.co.uk/culture/books/11197699/Haruki-Murakami-interview.html" target="_blank">Murakami</a>&#8216;nin kitaplarına geçmeden önce onun tam bir simge ve sembol yazarı olduğunu söylemeliyim. Romanlarının vazgeçilmez öğeleri vardır ve bazı karakterler diğer romanlarında da ortaya çıkabilir. İşte o öğelerden bazıları:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Snider-sub-custom1.jpg" rel="lightbox[312]"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-324" src="http://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Snider-sub-custom1.jpg" alt="Murakami" width="513" height="523" srcset="https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Snider-sub-custom1.jpg 960w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Snider-sub-custom1-294x300.jpg 294w, https://kediguncesi.com/wp-content/uploads/2015/09/Snider-sub-custom1-810x826.jpg 810w" sizes="auto, (max-width: 513px) 100vw, 513px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> Publisher&#8217;s weekly <a href="http://www.publishersweekly.com/pw/by-topic/industry-news/tip-sheet/article/63604-the-10-best-haruki-murakami-books.html" target="_blank">en iyi 10 Murakami</a> kitabını seçmiş. Ben de en ünlü bir kaç romanından bahsetmek istiyorum.  Yazdığı onca kitabın arasından <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/1Q84" target="_blank">1Q84</a> sanırım Murakami&#8217;yi dünyaya duyuran romandır. Japonca &#8216;da 9 ve q harfi eş sesliymiş ve bu yüzden de kelime oyunları yapılırmış. Kitabın Orwell&#8217;in 1984&#8217;üne bir göndermesi var mıdır, onu bilmiyorum. Roman paralel dünyaların içinde, küçük insanlar, flashbackler ve cinayetlerle örülü bir aşk hikayesi aslında. Romanı bu denli uzun yapan olayların çokluğu değil duyguları ifade etmede yetersiz kalınmaktan korkulması bence. Bu kitap benim de favorilerim arasında olsa da<a href="http://eskiusul.blogspot.com.tr/2012/06/murakamiye-neden-kzgnm.html" target="_blank"> eleştiriler</a> de bir hayli fazla. Çıktıktan sonra bir ay içinde 1 milyon satışa ulaşan roman aslında 3 bölümden oluşuyor. Romanın en sevilen kısımlarından &#8216;<a href="http://www.newyorker.com/magazine/2011/09/05/town-of-cats" target="_blank">Town of Cats</a>&#8216; kitap çıkmadan yayınlanmış ve çok da sevilmişti. Kitapla ilgili daha fazla eleştiri için şu siteye bakabilirsiniz: <a href="http://www.readings.com.au/news/murakami-and-1q84-around-the-web" target="_blank">Readings.</a></p>
<p style="text-align: justify;">Renksiz Tsukuru Tazaki ve Onun Hac Yılları  de yazarın başarılı bulduğum kitapları arasında. Kitap eleştirisi yapma anlamında kendimi yetkin görmediğimden çok fazla yorum yapmak istemiyorum ama kitabı mutlaka tavsiye ederim. Okumak isteyenler için bir kaç yorum ve ipucu içeren yazı önerebilirim: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/27015594.asp" target="_blank">şurada</a> ve <a href="http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/27403890.asp" target="_blank">şurada</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaban Koyununun İzinde için çok sevdiğim romanları arasında diyemeyeceğim ne yazık ki. Kitabı okurken çeviriden dolayı sanırım kopup gittim ara ara. Yekta Kopan da bu konuyla ilgili kendi <a href="http://filucusu.blogspot.com.tr/2010/01/murakami-okumak-hem-de-tercume-zayiatna.html" target="_blank">görüşünü </a>belirtmiş blogunda. Ancak bir ayrıntı dikkatimi çekti. Kitaptaki koyun-adam diğer kitaplarda da <a href="https://najc.ca/murakami-and-the-wild-sheep-man/" target="_blank">ortaya çıkıyormuş.</a></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Dying is the only way/For you to float free.</div></div>
<p style="text-align: justify;">Zemberek Kuşunun Güncesi&#8217;nden bir alıntı&#8230; Bu kitap ise benim favori Murakami kitabım. Kitabı İngilizce olarak okumuştum. Roman, bütün semboller ve olaylarıyla Murakami diye bağırıyor sanki. Türkçe hiç bir kaynakta bulamama rağmen kitabın sonunda göldeki ördeklerden bahsedilmesi bana Catcher in the Rye&#8217;daki ördeklere gönderme olduğunu düşündürttü. Zira yazar da Salinger&#8217;ı çok severmiş ve o kitabını da Japonca&#8217;ya çevirmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Murakami kitaplarının benim kitaplığımda her zaman ayrı bir yeri olmuştur. Ve yeni kitaplarını da okumayı dört gözle bekliyorum. Japonlar tarafından ne kadar sevilse de bir o kadar da eleştiri almakta yazar. Ancak bir ropörtajındaki şu sözü çok ilgimi çekmişti:</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="su-quote su-quote-style-default"><div class="su-quote-inner su-u-clearfix su-u-trim">Bence nüfusun yüzde beşi ciddi bir okuyucu. Eğer TV&#8217;de Dünya Kupası ya da iyi bir show varsa onlar yine de okumaya devam eder. Eğer toplum kitapları yasaklarsa, onlar ormana gider ve tüm kitapları hatırlarlar.Bu yüzden onların varlıklarına güveniyorum.</div></div>
<p style="text-align: justify;">Sen bize güven Murakami ve keep writing!</p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://kediguncesi.com/murakami/">Murakami</a> first appeared on <a href="https://kediguncesi.com">Kedi Güncesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kediguncesi.com/murakami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
