Diğer

Educated

handegokce
Yazar: handegokce

Hayatımın bu döneminde bir sayfa yazı yazmak benim için dünyanın en zor şeyi haline geldi. Yazabilmenin ne kadar konsantrasyon isteyen bir eylem olduğunu bu şekilde çok daha iyi anlayabildim. Son yazımdan beri çok şey değişti hayatımızda: maskeler, karantinalar, iç sıkıntıları, canlı dersler, yitip giden yaşamlar… Böylesi bir anda durabilmek, karantina bile olsa yoğunlaşıp düşünceleri anlatabilmek daha önce yaşadığımız curcunalı hayatın içindeyken yazabilmemizin aksine çok daha zormuş. Evin içinde bitmek bilmez bir temizlik ve yemek savaşı açıkçası beni biraz yıprattı. Kitap okuyabilmek için fırsat kolluyorum sürekli. Bu anlardan birinde aynı anda aldığım iki kitabın sihirli bir şekilde aynı bir şeyden bahsettiğini farkettim.

“Senin için kendi ailen kadar, kendi odan kadar, kendi geçmişin kadar tehlikeli bir şey yoktur.” , alıntısıyla başlıyor “Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler” kitabı. Bundan daha güzel bir cümle düşünemiyorum son zamanlarda. Kendi içimde kendime, geçmişime ve aileme duyduğum hınç, pişmanlık, öfke krizlerini bu dönemde çok daha fazla hissediyorum. Keşkeler ve nedenler beynimi sarmış durumda. Bu kitaptan çok da zevk aldığımı maalesef söyleyemem ancak bu cümle, sadece ve sadece bu cümle günlerce beynimin içinde yankılandı. Aynı anda okumaya başladığım diğer kitapsa beni fazlasıyla etkiledi. Tara Westover’ın “Educated” adını verdiği otobiyografisi tek kelimeyle muhteşem. “Talebe” olarak çevrilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Çevirmenin educated kelimesinin Tara’nın yaşadığı deneyimle nasıl bir bağlantısı olduğunu anlayabildiğini düşünmüyorum. Kısaca özet geçmek gerekirse, Tara, Mormon ailesinin, üstüne üstlük akıl hastalığı olan bir babanın ve travma geçirmiş bir annenin çocuğu olarak yaşadığı zorlukları ve baskıları anlatıyor bu kitapta. Bu kitabı benim açımdan inanılmaz kılansa, yaşadığı onca şeye rağmen Tara’nın bunları tarafsız bir gözle ve dille anlatabilmesi. Tara, bu olayları yaşarken ciddi sağlık sorunları bile yaşıyor, delirmenin eşiğine geliyor, ancak yine de hayatta harika bir yere gelip kendini gerçekleştirebiliyor ve yaşadıklarını, ailesini iyi ve kötü yanlarıyla kabullenip(burada kesinlikle bir kucak açma söz konusu değil) ben bunu yaşadım ve yeni bir “ben”le buradayım diyebiliyor. Geçmişi artık onun bir hayaleti değil.

“O huzur kolay gelmedi. İki yılımı babamın kusurlarını sıralayarak, çeteleyi durmaksızın güncelleyerek geçirdim. Her bir kırgınlığı, hayali ve gerçek zalimliği ve ihmali sayıp dökmek , onu hayatımdan çıkarma kararımı haklı gösterecekmiş gibi…”

Ancak Tara bu suçluluk duygusundan babasının günahlarını kendi günahlarıyla tartmayı bırakıp kendi içinde kabullendiği zaman sıyrılabiliyor. Babasına ancak bu aşamadan sonra dönüp bakınca onu bir zamanlar bazı anlarda sevebildiğini görebiliyor.

“…O andan sonra aldığım kararlar, o kızın bana verdireceği kararlar değildi. Değişmiş bir insanın, yeni bir benin tercihleriydi. Bu benliğe pek çok isim verebilirsiniz. Dönüşüm. Metamorfoz. Sahtelik. İhanet. Ben buna , eğitim diyorum.”

Aynı dönüşümü geçirebilmek için annemden beklediğim adımları bu kitaptan sonra ben attım. Onun yapabileceği bir şey olmadığını, yaşananların değiştirilemeyeceğini, Onun değişmeyeceğini anladım. Ben dönüşmeliydim. Böyle dedim kendime. Bana yaptığı her kötü saydığım şeyin çetelesini tuttum. Onları kelimelerle kağıda mühürledim. Ve fırlatıp attım bir kenara. Her şey yaşandı ve bitti, dedim. Ben asla sen olmayacağım. Senin kızın olmayacağım. Çünkü değiştim, kendimi değiştirdim. Savaştım, ne pahasına olursa bunun için savaştım. Tara’nın duyduğu suçluluk duygusunu yaşadım ve erittim, senin kızın olmamak için verdiğim savaşı kazandım. Kitaplarla, tecrübelerle, kocamın sevgisiyle ve İdil’in dünyaya gelişiyle. Buradayım. Ben’im. Mükemmel değilim ama senden bağımsız bir “kendi”mi buldum.

Yazar Hakkında

handegokce

handegokce

Yorum Yaz